Nereye Gidiyoruz?

Oyuncak Müzesi
 
Oyuncak, elbette bütün çocuklar için çok temel bir gereksinim. Hatta bu konuyu hafife almanın çok tehlikeli olduğunu düşünenlerdenim. Oyuncak Müzesi ise sadece sergilediği oyuncaklar ile değil, mekan olarak çocuk dostu olmasıyla bizi çok mutlu ediyor. Biz Oyuncak Müzesi ile 23 Nisan'da tanıştık. 23 Nisan için çok güzel bir program hazırlamışlardı. En bilinen çocuk şarkılarının seslendirildiği bir konserle çok eğlendik. Ardından kısa bir tiyatro oyunu izledik. Kafesindeki ince düşünülmüş detaylardan tutun da mekanın girişindeki sempatik tasarımlara kadar Müze, Ada'yı da bizi de etkiledi. 23 Nisan'da ayrıca yüz boyama, ahşap boyama, balon ve nostaljik macun ikramları Ada'yı çok mutlu etmişti. Henüz Oyuncak Müzesi'ni görmediyseniz, mutlaka bir zaman ayırın derim.
 
Tatilde Çıralı, Çıralı'da Akdeniz Bahçesi
 
Ada ve Köpük Akdeniz Bahçesi'nde
En son söylenecek şeyi, en başta söyleyeyim de çocuğu uygun yaşta olmayan kimse bu yazıyı boşuna okumasın: Çocuğunuz 6 aydan büyük ve 2 yaşından küçükse birlikte tatile gitmeyin! Ama bu sınırın dışındaysa güle güle gidin; çok da eğlenin.

Çocukla tatil, çocuksuz tatile benzemediğinden öncelikle bu gerçeği kabullenin ve çocuğunuzun gözünden bir tatil yapmaya kararlı olun. Yaz tatili için en güzel yerlerden biri kesinlikle Çıralı, Çıralı’da da Akdeniz Bahçesi... Size bir ev veriyorlar ve çocuğunuzla, köpeğinizle harika bir tatil geçirebiliyorsunuz. Çıralı’nın denizi harika, kumsalı geniş, trafiği yok, havası temiz... Akdeniz Bahçesi’nin ise bahçesi büyük, bahçesinde tavuklar, horozlar, köpekler var, sahipleri sempatik, yemekler lezzetli...

Biz Ada’yla Akdeniz Bahçesi’ne Ada bir yaşını bitirdikten sonra, yani “kırmızı çizgi” döneminde gittik. Çok yorucu bir hafta oldu bizim için. Henüz tam yürüyemeyen ama her şeye ilgi duyduğundan sizi oradan oraya sürükleyen bir çocukla tatil olamıyor. Ama güzel havayı, lezzetli yemekleri, ailecek birlikte zaman geçirmenin duygusal tatminini düşününce pişman değiliz. Biliyorum ki bu yaz aynı yerde tatil yaparsak çok daha güzel zaman geçiririz, kesinlikle. 

Rahmi Koç Müzesi

Ada, uçağın merdiveninde
Bir çocuğun, özellikle de bir erkek çocuğun harika zaman geçireceğinden emin olduğum bir yer Rahmi Koç Müzesi. Ada gibi, “anne” ve “baba”dan önce söylediği kelime “araba” olan erkek çocukların zevkten yorulacağı bir mekan orası. Biz Ada’yı bir kış günü götürdük ama yine de hiç pişman olmadık. Yazın yeniden ziyaret edeceğimize de eminiz.

Ada, müzedeki bir sürü otomobil, traktör, uçak ve motosikletin arasında kendini kaybetti. Nostaljik trenle yaptığımız 700 metrelik yolculukta “düüüüt” diyerek vatmana eşlik etti. Düğmesine basılınca çalışan tren ve tramvaylarla çok ama çok eğlendi. Gezimizin sonunda müzenin bahçesindeki atlıkarınca ise tam “kaymaklı ekmek kadayıfı” oldu. O gece Ada’nın rüyasında Rahmi Koç Müzesi’ni gördüğüne eminim.

Vapurla nereye istersen

Ada Kadıköy çarşısında
Ada’nın otomobil merakı, tüm taşıtlara sıçrıyor. Dolayısıyla, Ada’nın deyimiyle “memi” yani gemi de Ada’nın çok sevdiği taşıtlardan biri. Biz de Ada’yı mutlu etmek için bir haftasonu Karaköy’den Kadıköy’e bir vapur seyahati yaptık. Nasıl mutlu oldu anlatamam... Hava soğuk olmasına rağmen güneşli olduğuna kendimizi inandırıp dışarda da oturduk. Rüzgar, dalgalar, martılar Ada’yı mest etti. Babası martılara simit atmayı öğretti. Ada’nın elindeki simit parçalarını kuşlarla paylaşmaya pek niyeti olmadığından martıların simitlerini hep babamız attı.    

O günden Ada’nın aklında kalan şeylerin ne olduğunu henüz konuşamadığından bilmiyorduk. Taa ki Ada bizim yatağımıza çıktığı bir gün orasının “memi” (gemi) olduğunu belirtinceye kadar. Önce nereden aklına geldiğini anlamadık. Ama Ada bize gösterdi: Dışarda oturduğumuz sırada ayaklarımızı vapurun demirlerine koymuştuk. Tıpkı Ada’nın yastıklardan birinin üstüne oturup ayaklarını diğer yastığın üstüne uzattığı gibi... Çocukların hafızası kocaman bir sünger. Her şeyi gözlemliyor ve kaydediyorlar.

Artık bizim yatağımıza “hoppaa” yapmak için her çıktığımızda, “memi” ile kuşlara simit atma taklidi yapıyor, etraftaki rüzgarı ve dalgaları hissediyoruz.


Kışın Kilyos sahili

Ada 22 aylık
İstanbul’da yazın denize girmek gayet mümkün ama Köpük’le birlikte denize girmek için risk almaya değmez diyoruz biz. Varsın Köpük yalnız girsin denize, biz kıyıda ona eşlik ederiz. Bunun için de en güzel mekanlardan biri Kilyos sahilindeki Burç Beach. Sağolsun Boğaziçi Üniversitesi mezunu arkadaşlarımız, bizi sahile davet ediyorlar. Henüz iki ayaklılar için deniz mevsimi başlamadan gidiyoruz ki; “hanım hanım bu hayvanla aynı denize mi giricez biz, burası insanlar için” diyen sinir deposu insanlarla muhattap olmuyoruz.

Ada ve Köpük’le Kilyos sahiline ilk gidişimiz harika oldu. Köpük her zamanki gibi kendini suya attı. Kumlarda yuvarlandı, orada yaşayan köpeklerle arkadaş oldu. Kısacası Köpüğümüz harika bir gün geçirdi.

Ada ise önce bu soğukta deniz kenarında ne işimiz var der gibi şaşkın bir ifadeyle ortalıkta dolaştı. Ayaklarını suya sok ya da kumda otur oynayalım gibi tekliflerimizi net şekilde reddetti. Sonra herkes yorulmaya başlamıştı ki kumda kova ve kürekleriyle harika zaman geçirebileceğini fark etti. Oturdu ve dakikalarca kumla oynadı. Hatta oradan ayrıldığımıza çok üzüldü. Elbette yeniden geleceğimize dair söz verdik ve Kilyos’un sahibi köpek dostlarımıza veda edip evimize döndük.

İstanbul'un bütün tırtılları

Bütün çocuklar mı böyle bilmiyorum ama alışveriş merkezlerindeki tırtıllar Ada'yı kendinden geçiriyor. Tırtıl'ın hangi koltuğuna olursa olsun oturup paşa paşa kemerini bağlatıyor ve bangır bangır bağıran çocuk şarkılarıyla mest olarak sekiz çiziyor. Evet şaka gibi ama yerde sekiz çizen bir tırtıl oğlumu çooook eğlendirebiliyor. Biz de bunu bildiğimizden zorlu haftasonlarını renklendirmek için programımıza Bayrampaşa Forum ya da Cevahir'deki tırtılların ziyaretini de ekliyoruz.