Yeni anneye mektup

Bu aralar etrafımda yeni doğanlar, doğmak üzere olanlar epey çoğaldı. Doğal olarak da kendi lohusalık günlerim adeta bir film şeridi gibi geçti gözlerimin önünden. Bugünkü aklımla o günlerde yaptığım yanlışları, gereksiz yere kendimi hırpalayışlarımı hatırladım. Lohusa ve lohusa adayı tüm annelere vicdani bir görev niteliğinde bir mektup yazdım.




Sevgili yeni anne,

Öncelikle aramıza hoşgeldin. Bundan böyle gecelerinin uykusuz olmasına alışacaksın. İşin kötüsü uykun, bebeğin en fazla her iki saatte bir uyanmasından değil, o uyusa da endişelerin seni uyutmayacağından kaçacak. Çok ağlayacaksın. Kimi zaman canın yandığından, kimi zaman bebeğinin canı yandığından, kiminde mutluluktan, en çok da hormonlarından... 

Bebeğini kucağına aldığında kalbinin daha önce çarpmayan bir yerinin çarptığını fark edeceksin. Kalbinin büyüdüğünü sanacak, şaşıracaksın. Ne sevgilini, ne anneni babanı, ne köpeğini... Kimseyi sevmediğin gibi sevdiğin bir başka canla tanışmanın deneyimini tadıyorsun. 

Hep kendini sorgulayacaksın. Böylesine harika bir varlığın kucağında olmasına, onu bu kadar da çok sevmene rağmen sendeki bu endişeyi suçlulukla karışık yaşayacaksın. Herkes yüzünde kocaman şapşal bir gülümsemeyle dolaşırken, senin gözyaşlarının neden sürekli aktığını anlayamayacaksın. Bebeğini hem sımsıkı sarıp kimselere vermek istemeyeceksin, hem de biraz yalnız kalıp bebekten önceki günlere dönmeyi gizli gizli isteyeceksin. İşin daha da vahimi, herkesin gözlerinin üzerinde olduğunu düşünüp bir şeyleri yanlış yapmaktan korkacaksın. Etrafındakileri dinlemek isteyecek ama bir yandan da kendi düşündüklerini yapamadığına hayıflanacaksın. 

"İşte bu ahval ve şerait içinde dahi" metin olmalısın! Sana bu noktada hayvanlar dünyasını izlemeni öneriyorum. Tüm kontrolü içgüdülerine devretmelisin. İç sesini duyabileceğin kadar yükseltmeli, dışarıdaki sesleri de bir o kadar susturmalısın. Sen artık annesin. Bedenin duruma tahmin ettiğinden daha hakim. Bedenini dinlemelisin. Bebeğin, senin vücudunun bir parçası gibi olacak ilk zamanlarda. Acıktı mı, korktu mu, üşüdü mü, sıcakladı mı... Bunları en iyi sen bilirsin. Endişeli olman doğal, bir de dikkatli olman gerek. Sadece kendi bedenine ve bebeğine odaklan. Gerisini hiç düşünme.

Evde misafirler var ve onlarla sohbet etmen gerek-MEZ! Misafirlere şık sofralar kurup nefis ikramlar sunman gerek-MEZ! Evdeki insanlarla sohbet edip yardımlarına karşılık gönüllerini alman gerek-MEZ! Tam tersine, senin bebeğine bakman gerekir; geri kalan herkesin de sana bakması iyidir. Bırak herkes sadece seni düşünsün. 

Doğumdan önce çalışıyorduysan, işini bir süreliğine olsun unutmalısın. Zaten işini düşünmek istesen de kafan eskisi gibi çalışmıyor olacak. Bunu fark edip kendini daha da kötü hissetmene izin verme. Bırak, tüm işler sensiz de yürür. Sen şu anda dünyanın en büyük işlerinden birini yapıyorsun, bir canı büyütüyorsun. 

Sevgilini ihmal ettiğini düşünerek gereksiz yere kendini hırpalama. Onun yanına gitmek için kendini zorlama, onu yanına çağır. O, sen neredeysen orada olmalı. O da baba olmayı öğrenmeli. Karısının anne oluşunu izlemeli, "yeni sen"i  tanımalı. O da "yeni o" olmalı. 

Anne olmak çok başka bir durum. Anne olmadan bilinmez bir duygu. Başka bir haz. Ama çok da zor. Çok büyük de bir sorumluluk. Anne olmak, bu durumun zorluklarını gül bahçesi gibi yaşamak demek değil. Emzirmenin, uykusuzluğun, yorgunluğun, değişen ve bir türlü oturtulamayan düzenin, kısıtlanan özgürlüğün, hayatının bir daha asla eskisi gibi olamayacağını bilmenin düğün bayram olmadığı da açık. Kendini kandırma. Kimseye rol yapmaya gerek yok. Anne olmak aynı zamanda "boktan" da bir durum. Bunun zorluklarını söylemekten, sıkıldığını, yorulduğunu ifade etmekten kaçınma. Artık delirecek noktaya geldiğini düşünmen seni kötü anne yapmaz. Hepimiz aynı yollardan geçtik. Anneliğinin ilk haftalarını kraliçe havasında yaşadığını söyleyen herkes yalan söylüyor. Onları dinleme. Zaten, kadın kadının kurdurur. Unutma.

Sen beni dinle. Yeni annelik zordur.* 

Sevgiyle,

*Sadece yeni annelik zor değil tabii. Annelik zor. Onu da sonra anlatırım. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder