Çocukla Kapadokya

Kapadokya rüya gibi bir coğrafya! Nisan ayında bir haftasonu kaçamağı ile uzun zamandır hayal ettiğimiz programı gerçekleştirdik. Sevgili kocam, harika bir organizasyonla bizi Ortahisar'daki Queen's Cave Otel'e götürdü. Bir kayanın içine yapılmış harika bir odada kaldık. Nefis yemekler yedik, çok güzel misafir edildik. Bu seyahate Ada ile gittiğimizden size "Çocukla Kapadokya" tüyoları verebilirim.



1. Seramikle sanat: Bir çocuğun Kapadokya'da en çok eğleneceği etkinliklerin başında seramik yapmak gelir. Eğer ağzı iyi laf yapan bir ustaya da rastlarsanız size hem çamurdan kendi objenizi yapmanıza fırsat verir, hem de seramiğin tüm yolculuğunu uzun uzun anlatır. Çamurun elinizdeki hissi, yaptığınız şeklin donduğunda aldığı "sanatsal" görüntü insanı çok mutlu ediyor. 
2. Güzel Atlar Ülkesinde atla gezinti: Biz anne-baba olarak ata binmiyoruz. Hele faytona asla. Ama Ada'nın ata binmesinde bir sorun yoktu. Hele de Güzel Atlar Ülkesine gelmişken, atlarla buluşmamak olmazdı. Ada'yı bir at çifliğine götürdük. Ada'nın endişelerini gideren iyi bir seyis vardı ve Ada'yı yüreklendirdi. Hepimiz için unutulmaz an ise henüz yeni doğmuş bir tayın Ada'nın önünden koşarak annesine gitmesiydi. Hepimiz çığlıklar atarak izledik. 
3. Balona binmeden asla!: Kapadokya benim için balonla özdeşleşmişti adeta. Hava şartlarına sıkı sıkıya bağlı olduğundan, rüzgar çok olacak da balon gezisini yapamayacağız diye öyle korktuk ki... Ama sonunda doğa da izin verdi ve sıcak hava balonuyla harikulade bir gezinti yapabildik. Balona binebilmek için saat 4.30 gibi uyanmak gerekiyor. Beş yaşında bir çocuğu da kendimizle sürüklediğimizden, aslında bu konu epey zor oldu. Adacık erken uyanmaya bir şey demedi ama uykusuz kaldığından balonda üşüdü, uyukladı. Ama her şeye değerdi. Çok ama çok eğlendik. Kapadokya, balondan izlendiğinde daha da güzel.
4. Buggy ve ATV macerası: Ada'nın araba tutkusu, anne ve babasının macera arayışıyla birleşince ailece ATV turu yapmak istedik. Ada için ATV uygun olmadığından, anne-oğul buggy kiraladık, ATV'deki babamızı takip ettik. Peri bacaları arasında, bol engebeli yollarda hafif adrenalin eşliğinde çok ama çok eğlendik. 
5. Müze ziyareti tadında kaldı: Seyahat boyunca Ada bana "anne sen de taşları ne çok seviyorsun" dedi. Bu biraz da serzenizşti tabii. Peri bacaları Ada'yı bizi heyecanlandırdığı kadar heyecanlandırmadı. Ona anlayacağı dilde anlatmaya çalışsak da, doğanın resmi onu bizim kadar etkilemedi. Daha önce de gördüğümüzden, müze gezilerini minimumda tuttuk. Ama minicik kiliseleri, kaya içlerine oyulmuş yaşam alanlarından örnekleri gösterip en azından aklında bir pencere açmaya çalıştık. En çok da eğilerek geçtiğimiz daracık geçitlerden etkilendiğini söylemeliyim. Çocuklar aksiyona bayılıyor. 
6. Kendi tişörtünü kendin yap: Bu tişörtler bir harika. Paint&Wear isimli bir marka, Türkiye'nin önemli kentlerini, ikonları içeren tişörtler yapmış. Biz Kapadokya versiyonunu aldık. Ada hemen boyayıp giydi. Bu tişörtleri şimdiye dek müzelerin hediye mağazalarında gördüm. Çok iyi bir fikir olmuş. Çok sevdik. 
7. Oyuncaksız olmaz: Market alışverişine bile olsa elimizde oyuncakla gittiğimizi herkes bilir. Kapadokya'ya da elbette bir çanta oyuncak götürdük. Ve favorimiz Monopoly Junior'u da unutmadık. Bir akşam, şömine karşısında şarabımızı yudumlarken, hayatımda gördüğüm "en romantik" monopoly junior deneyimi yaşadığımızı söylesem şaşırmayacağınıza eminim. 

Uzun sözün kısası, bir haftasonu için çocukla Kapadokya programı yapabilirsiniz. Çok eğleneceksiniz. Bu arada çocuğunuza öğretebilecekleriniz de cabası...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder