Çocuklarımızın yarısı fiziksel istismara uğruyor!

Çok tatsız, korkunç bir konu. Tüm ebeveynlerin kabusu olacak türden. Ve nice hayatları mahfedebilecek güçte... Yazık... Türkiye'de her 3 kız çocuktan biri ve her 5 erkek çocuktan biri cinsel istismara uğruyormuş. Bu cümle bile tüyleri ürpertmeye yeter. Çocuğumu nasıl koruyacağım? Bir yandan da onun psikolojisini, güven duygusunu bozmamaya dikkat etmeliyim. Peki nasıl? 
Çocuk istismarı sadece Türkiye'nin konusu değil. Bütün dünyada çocukların %15-20'sinin cinsel istismara uğradığı söyleniyor. Başka bir deyişle, dünya çocuklarının %15-20'si, büyüklerden sevgi yerine eziyet görüyor, bu eziyet kaynaklı olarak da psikolojik ve fiziksel sorunlar yaşıyor. Endişelerimiz yersiz değil. Çocuklarımızı korumak adına pek çok şey yapabiliriz. Öncelikle de onları bilgilendirmekle işe başlayabiliriz. 
Ada'yı pedagoğa götürdüğüm ilk seferde sormuştum, bu konuda Ada'yı nasıl bilgilendirmeliyim diye. O zaman Ada henüz 4 yaşında bile olmadığından, eğer herkesle hemen kaynaşıp kucaktan kucağa dolaşan bir çocuk değilse bu konuyu açmak için henüz erken olduğunu söylemişti. Haklıydı. Çocuğu korumak adına onun insanlarla sağlıklı ilişki kurmasına da engel olmamalıydım. Şimdi Ada biraz daha büyüdü. Hala çekingen bir çocuk, o başka. 
Şimdi ise gündemimizde fena halde "kız-erkek", "pipi-popo" meseleleri var. Etraftan duyduğu "ayıp" sözcüğünün yerine "bizim özelimiz" tanımını yerleştirmeye çalışıyoruz. Göstermemiz, başkasının dokunmasına izin vermemiz "ayıp" olduğundan değil, "bize özel" olduğundan doğru değil diyoruz. Henüz daha detaylı bir soru sormadı ama evde hazırladığım bir de kitap var: "İlk Kitaplarım: Vücudumuz". Çocukların dilinden, güzel çizimlerle cinsellik konusunu çok dozunda anlatıyor. 
6 yaş civarındaki çocuklar için cinsel istismardan korunmalarına dair de çok başarılı bir çalışma yapıldı. Amerika kaynaklı bir çalışma Türkçe'ye kazandırıldı. Bu çalışmayı buradan indirebilirsiniz. 
Pedagoğumuzun söylediğine geri dönecek olursam... Çocuklarımızı kimse incitmesin diye gerekirse kendimizi siper ederiz ancak onların incinmemesi için çabalarken kendi ellerimizle çocuklarımızı kırıp dağıtmayalım. Yaşı gelmeden, o henüz merak etmeden bu tarz konularda üstüne gitmememiz gerektiğini hep hatırlayalım. Çünkü gereksiz bilgiler, fazladan uyarılar, hele hele korkutmalar kesinlikle başka travmlar yaratma potansiyeli taşıyor. Çocuklarımıza ne olursa olsun insanlarla sohbet etmeyi, topluluk önünde rahat olmayı, arkadaşlık etmeyi öğretmeliyiz. Onların sosyalleşmesi için yönlendirici olmalı, önlerini hep açık tutmalıyız. Yaşına ve karakterine paralel olarak da kendisini tanıması, riskleri öngörmesi ve kendisini korumak için yapabilecekleri üzerine bilgilendirmeliyiz. Zor ama öğreneceğiz. Kendine güvenen ve kendini koruyabilen bireyler yetiştirmek en zoru olsa da imkansızı değil!


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder