Kırlangıç yuvası

Kırlangıçların fotoğrafını çekmemiştim. 
Bu, başka bir vesileyle fotoğrafladığım 
bir martı dostumuz.
Bir sabah Ada ile okula giderken evin otoparkında kuş sesleri duyduk. O kadar güçlü yankılanıyordu ki Ada ile durup uzun uzun dinledik. Kuşlar otoparkta olmalıydılar. Biz kapısını açınca da iki kırlangıcın uçarak dışarı çıktığını gördük. Ada'yla durup arkalarından baktık. Sonra fark ettik ki minicik bir yuva yapmışlar bizim otoparka. Bir borunun üstüne, bir kuytu köşeye... İki kırlangıç gidip gelmeye başladılar her gün. Otoparkta hep onların cıvıltıları... Her dışarı çıktığımızda baktık yaptıkları yuvaya, Ada'ya gösterdik. Kuşların ana göç yollarından birinin üstüne kurulan sitelerden biri olduğundan -utancımız ve verdiğimiz zararın bilinci baki- sitemizin bu minik misafirlerine çok sevinmiştik.  
Ancak bir akşamüzeri eve dönüşte yuvanın yerinde olmadığını fark ettiğimde başımdan kaynar sular döküldü.
İlk düşündüğüm "acaba içinde yumurta var mıydı" oldu. Sonra o iki kırlangıcı merak ettim. Şimdi nerdeydiler? Ve o yuvayı yıkabilenin ancak bir "insan" olabileceğini hatırladığımda ise ürperdim. İnsandan zalimi yok!
Kısa zamanda öğrendik ki komşularımızdan biri vermiş bu "emri" sitenin çalışanlarına. Benim konuştuğum ve kendi elleriyle yuvayı yıkan adamcağız ağlamaklı; "iki gün kulağımın üstüne yattım, yıkmadım. Ama sonra başımda bekledi, yıktırdı" dedi. Benden kaçırdığı gözleri dolu dolu... "Ellerim kırılsaydı" diyor, "çok günah" diyor. Yuvası yıkılan iki kırlangıç birkaç gün daha gelip gittiler otoparka. Yuvalarının yıkıntısının önünde durdular. Ben onlara bakamadım. O iki kırlangıçtan utandım.
Bir kırlangıç yuvasını çok gören, "kirletirler buraları" diyen komşumuz ise -buna oksimoron denir sanırım- bisikletle doğa gezilerine giden bir baba! Şimdi kendisine soruyorum: Çocuğunuza kırlangıçları, kuş göçlerini TEOG'un çoktan seçmeli sorularıyla mı öğreteceksiniz? Bir kuşun yuvasını nasıl yaptığını birlikte izlemenin keyfini bilmeyen baba-oğul olarak başka neleri yıkacaksınız? Ya da nelerin yok oluşuna alkış tutacaksınız? İki-üç ay sonra göç edecek kırlangıcın yuvasının "kirleteceği" sitenizi, otoparkınızı göç yollarına yaparak zaten asıl "kirliliği" yaratanlar olduğunuzu hiç bilmeyecek misiniz? 
Sizin için Gezi Parkı da, Hasankeyf de, dereler de, ormanlar da, tarih de, hayvanlar da... her şey "para getirmedikçe" değersiz. En kötüsü de, sizin yetiştireceğiniz çocuklar için de öyle olacak. Varsa yoksa parasını verdiğiniz ve size para kazandıran "şeyler". 
Bence siz hala birileri binebiliyorken bisikletinizi satın. Nasılsa yakında onunla gidecek bir orman kalmayacak ve o bisiklet de beş para etmeyecek.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder