Hayal gücü ve yaratıcılık

Ada, Oyuncak Müzesi'ndeki Dedio Yaratıcı Eller Atölyesi'nde
Dedio Yaratıcı Eller ahşap atölyelerini çok seviyoruz. Pinokyo ve oyuncak tren yapımı atölyelerinde sadece Ada değil, anne-baba olarak biz de çok eğlendik. Ailece zımparalama, parçaları birleştirme, kesme, çakma işlerinden büyük keyif alıyoruz. Elbette bu süreç, yaratıcılığa da büyük katkı sağlıyordur. Ancak bu beklentiyi abartanlardan birini bu etkinliklerden birinde gördüm ve açıkçası rahatsız da oldum.
Atölye çalışmasına gittiğimizde, Ada ile aynı yaşta ikizleri olan bir anne daha vardı. Bekleme süreci boyunca çocuklara "sizce bu nedir", "bu resimdeki çadırın içinde ne olabilir"le başlayan "düşünme" sorularını arka arkaya sordu. İlk başlarda güzel bir oyun gibiydi. Çocuklar şevkle yanıt veriyor, gerçekten de ilginç fikirler paylaşıyorlardı. Ancak soruların ardı arkası kesilmeyince çocuklar en sonunda artık tek kelimeyle "sallamaya" başladılar. O zaman fark ettim ki öğrendiğimiz bir doğru, gereksiz tekrarlandığında faydasını yitirebiliyor. Kadının hayal kurmaya böylesine teşviği, çocuklar üzerinde olumsuz bir etkiye sahip midir bilmem ama onları sıktığı ve bizi de gürültüye maruz bıraktığı için rahatsızlık verdiği bir gerçek. Buradan hareketle çocuklarda yaratıcı düşünmeye teşvik üzerine biraz okudum. Sizinle bazı önemli noktaları paylaşabilirim.

Oyunu ve oyuncakları hafife almayın: Oyuncaklar ve oyun, özellikle okul öncesi çocuklar için hayatlarının neredeyse tamamını oluşturuyor. Çocuklar hayatı oyunla, oyuncaklarıyla tanıyor, ihtiyaçları olan becerilerin önemli bir kısmını bu şekilde kazanıyor. 
İletişim kurun: Kendisini iyi ifade edebilen çocukların yaratıcılıkları da gelişiyor. Çocuğun kendini iyi ifade edebilmesi için ise ebeveynlerin çocuğu gerçekten dinliyor olması gerekiyor. Çocuğu etkili dinlemek, onunla göz teması kurarak ve anlattıklarını anlamaya çalışmak için sorular sorarak olabiliyor. Örneğin "çok üzüldüm" dediğinde yanıt olarak "az önce oyuncağının kırılmış olmasına mı" diye sormak yerine "oyuncaklarına böyle davranırsan daha çok üzülürsün" demek kesinlikle iletişim olmuyor. 
Televizyon saatlerini azaltın: Konuşmaya bile gerek yok. Günde bir saatten fazla televizyon izlemek çocuklardaki iletişim becerilerini de, yaratıcılığı da kesinlikle olumsuz etkiliyor.
Birlikte kitap okuyun: Bir kitabı birlikte okumak, yeni okuduğunuz bir kitabın son bölümünü çocuğun hayal etmesi için fırsat vermek, kendi öykülerini yazması ya da resmetmesini sağlamak yaratıcılığı destekliyor.
Düşüncelerle oynayın: "Hep karanlık olsaydı ne olurdu?", "Direksiyonu olmayan bir arabaya binsen nasıl giderdin?", "Kırmızı başlıklı kızın yerinde olsan sen ne yapardın?" gibi sorularla fikirlerini açmasına yardımcı olunabiliyor. 
Oyuncaksız günler geçirin: Yaratıcılık, günlük hayatta kullandığımız malzemelerle "oynamakla" da gelişiyor. Birlikte kek/kurabiye yapmaktan tutun da, mandallar, artık materyallerle resimler yapmaya kadar pek çok güzel aktiviteyi "oyuncaksız" bir günde gerçekleştirebilirsiniz. 
Bu saydıklarım elbette yaratıcılığı geliştirme sürecinde yapılabileceklerin sadece bir bölümü. Zaten anne ve babalar sağlıklı çocuklar yetiştirmeyi kendi iç seslerini dinleyerek de pekala bulabilirler. Yeter ki "doğru yapıyor muyum" endişelerinden arınalım, sakince çocuğumuzla ortak hayatımıza konsantre olalım. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder