Bir kayıpla yüzleşmek

Ada, 2011 yazında büyük anneannesiyle...
Ölüm nedir iyi bilirim. Birini kaybetmekten daha acısı onu özlemektir ve bu özlemin hiç giderilemeyeceğini bilmek ne zordur. Ben gerçek bir kayıpla 20'li yaşlarımda karşılaştım. Kalp ağrısını, burun sızlamasını o zaman tattım. O kadar acıdı ki içim, artık kolay kolay acıtamaz oldu diğer küçük kayıplar. Bu öyle zorlu bir süreç ki, dilerim Ada böylesine büyük bir acıyı daha olgun zamanlarında yaşar. Tabii dilemek yetmez, dünyanın düzenini öğrenebilmesi ve doğallıkla kabullenebilmesi için Ada'yı "ölüm" konusunda "pişirmek" gerektiğini de düşünüyorum. Üstelik geçtiğimiz hafta anneannemi kaybettik. Hatta Ada ile onu görmeye giderken yolda geldi haber. Kendisini göremedik ancak cenaze törenine yetişebildik. O sırada Ada ile nasıl konuşmam gerektiğini düşünürken fark ettim ki, aynı Yoda öldüğü zaman olduğu gibi, Ada bir üzüntü olduğunu fark etti ama hiç bu konuya dair soru sormadı. Onun evinde olduğumuz halde, "Büyük anneanne nerede" bile demedi. Olayla yüzleşmek istemediğini tahmin ediyorum ve ilk fırsatta detaylı olarak pedagoğumuza danışacağım. Ama bu arada çocuklara ölüm konusunu nasıl anlatmak gerektiği üzerine okuduklarımdan öğrendiklerimi sizinle paylaşabilirim.

Açık olun: Bir kayıp yaşayan çocuğa "ölüm" açıklıkla ve fiziksel bir süreç olarak anlatılmalı. "Artık acı hissetmiyor", "yürümüyor", "yemek yemiyor" ve hiçbir zaman da tekrar "yürümeyecek", "yemek yemeyecek"...
Duygunuzu ifade edin: Kayıpla ilgili yaşadığınız üzüntüyü açıklıkla ifade edin. Bazen büyüklerin de ağladığını bilsin.
Ölümü hastalıkla birleştirmesine izin vermeyin: Ölen kişinin çok çok yaşlı olduğunu söylemekte fayda var. "Hastaydı ve öldü" ifadesi, çocukta kendi hastalıklarının da onu öldürebileceğini düşünmesine yol açabilir. 
Soyut ifadelerden kaçının: İnancınız ne doğrultuda olursa olsun, özellikle okul öncesi yaştaki çocuklar için "o şimdi cennette", "Allah onu sevdiği için yanına aldı" gibi ifadelerden kaçınmak gerekiyor. Bu tarz ifadeler çocukların aklını karıştırabiliyor. "Beni de severse yanına alır mı?", "o cennette mutluysa biz niye bu kadar üzülüyoruz" gibi düşünceler çocuğa ağır gelebilir. 
Cenaze töreni "özel" olabilir: Çocuğun kalabalıkların olduğu ve süreci kontrol edemeyeceğiniz cenaze törenlerine katılmaması, kendisi aksi yönde ısrar etmiyorsa, daha uygun olabilir. Onun yerine evde, kendisi sizinle birlikte ufak bir tören yapabilir. Ölen kişinin fotoğraflarına bakabilir, anılarını anlatabilir, onun için resim yapabilir vb. Eğer cenaze törenine katılmak konusunda ısrarcı olursa, öncesinde tören boyunca olacaklar konusunda açıklıkla bilgi vermekte fayda var. 
Üzüntüsünü küçümsemeyin: Ağlayan, üzülen çocuğa "üzülme, o şimdi huzurlu" gibi şeyler bile söylemeyin. Üzüntüsünü anladığınızı bilmesi, çocuk için çok değerli. Üzülmemesini söylemek, çocuğun kendisini anlamadığınızı düşünmenize yol açabilir.
Rutine geri dönün: Çocuğun bu yas sürecinde de rutinine hızla geri dönmesini sağlayın. Sürecin hayatın akışı içinde geçeceğini anlaması için günlük rutine geçilmesi önemli.
Uzmana danışın: Eğer çocuğunuzun beklediğinizin üzerinde bir tepki gösterdiğini düşünüyorsanız, önüne geçemediğiniz bir öfke ya da sürekli uyku ve yeme problemi yaşamaya başladıysanız bir uzmandan destek alın. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder