Benim! Hayır, benim!

Ada Eylül 2012'de yuvaya başladı. Ondan önce yuva bizim eve geliyordu diyebiliriz. Siteden Ada ile aynı yaşta iki arkadaşı -Ceren ile Melis- ile birlikte harika bir düzenleri vardı. Sabah ve öğleden sonra olmak üzere, hava güzelse bahçede ve parkta; hava yağışlı ya da soğuksa evlerimizde buluşuyorlardı. Hatta bazen birlikte öğle yemeklerini yiyorlardı. Bu düzen, Ada, Melis ve Ceren için çok yerinde bir ön çalışma oldu. Arkadaşlık etmek, oyuncakları, mekanları paylaşmak ve daha pek çok konuda bir çeşit "okul öncesi eğitim" yerine geçti. Gerek evimizdeki dört ayaklı kardeşleri, gerekse hayatını, evini, bahçesini, oyuncaklarını ve daha pek çok "değerli" şeyini paylaştığı Ceren ve Melis sayesinde, Ada çok erken yaşta paylaşma kavramıyla tanıştı. "Birbirimizin elinden bir şey çekmek yok" cümlesi, Ada'nın paylaşmakla ilgili sembol cümlesi oldu. Elbette o da zaman zaman tüm çocuklar gibi paylaşmak konusunda direnç gösterebiliyor ama en azından bunun yanlış olduğunu o anlarda bile kabul ediyor. 
Geçtiğimiz ay, bir kitap keşfettim. Pearson Yayıncılık'tan çıkan "Benim! Hayır, Benim." Harika bir kitap. Nazlı ve Aslı isimli ikiz kızkardeşlerin bir türlü paylaşamadıkları, çekiştirerek kulaklarını bile kopardıkları uzunkulakla ilgili  öğretici öykü çok güzel. Bu yaşlardaki çocukların hepsinin tanıdığı bir duyguyu, hepsinin kabul edeceği bir objektiflikle yazıyor. Paylaşmakla ilgili güzel de bir önerisi var. Paylaşma sorunu olan ya da olmayan tüm çocuklar için harika bir kitap bence. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder