Hoşçakal demenin ağırlığı

Ada okula büyük bir sevinçle başladı. İlk günden hemen elimi bıraktı, koştu sınıfa. Bana öyle bir "görüşürüz anne" dedi ki, zaman zaman "bu çocuk nasıl oluyor da beni bu kadar rahat bırakabiliyor" diye hafif kıskançlıkla sorguladım. Ama korkulan oldu. Ada okula başlamasının birinci ayında, aniden "gitme, benimle kal" ağlamalarına başladı. Ağlama dediysem sakın sıradan bir ağlama sanmayın. Dudaklarını büzerek, ellerime sımsıkı sarılarak, titreyerek... Adeta bir kriz yaşanıyor. "Alt tarafı bir yuva, bir çocuğu bu kadar ağlatmaya gerek var mı?" diye sorguluyor insan. "Onun gözünde yaş olmasın diye dünyayı yıkarım diyorsun, sonra sen onu ağlatıyorsun", "Ağlaya ağlaya okulda kalmasının ne faydası olacak?", "kötü bir anneyim ben kesin", "Ada şu anda hayatının en büyük travmalarından birini geçiriyor"... Endişeler, endişeler...