Sihirli Fasülyeler

Bugün Ada ile bir tiyatro oyunu izledik. Tiyatro Mie'nin hazıladığı "Sihirli Fasülyeler". Şarkılı, danslı, görselliği gayet iyi bir oyundu. Ada ilgi ile izledi. Geçen yıl gittiğimiz oyunlardan farklı olarak bu kez öyküyü takip de edebildi. Önümüzdeki haftalarda diğer oyunlarını da izlemek istiyoruz. Size de tavsiye ederiz. Programa buradan ulaşabilirsiniz.  

Hastalık mevsimi açıldı

Bir dolap ilaç
Ada'nın okula başlamasıyla birlikte hastalık mevsimi açılmış oldu. Nezle dedik, bir gün evde dinlensin dedik... Kekik balı, adaçayı, bağışıklık güçlendiren damla, hafif çocuk şurupları dedik, geçiremedik gitti. Sonunda bir sabah oğlum en korktuğum cümleyi söyledi: "Kulağım ağrıyor". Hemen koştuk doktora. Orta kulak enfeksiyonu! Dört gündür mücadele ediyor. Ağrısı ilk iki günkü gibi değil ama yine de arada yokluyor. Çocuklar daha çabuk iyileşiyorlar, daha kolay atlatıyorlar ama bunlar bizim için ömür törpüsü.

Şef Ada

Bugün Buyaka AVM'de tesadüfen Arçelik mağazasındaki bir etkinliğe katıldık. Mağazanın önünden geçerken gördüğümüz ilan üzerine içeri göz attık ki, mini mini çocuklar cup cake hazırlıyorlardı. Ada'dan daha büyük hevesle içeri daldım. "Biz de katılabilir miyiz" diye sordum. Çok güler yüzlü, kibar bir ekip vardı içeride. "Elbette" dediler. Ada'ya bir cup cake, bir şef şapkası, bir de önlük verdiler. Ellerinde renkli kremalar, rengarenk şekerler ve harika şeker hamurları... Ada kısa sürede uyum sağladı. İki tane harika kek hazırladı. Kendi elleriyle... Sonra da afiyetle yedi tabii. 

İlk kez sokaktaydık

Ada, hayatının ilk eyleminde Taksim'deydi. Sokaktaki hayvanları ölümün beklediği bir yasa tasarısı için "hayır" demeye gittik birlikte. Bir klasik olduğu haliyle Galatasaray Lisesi'nin önünde buluştuk bizim gibi "hayırcılar"la. Umduğumdan daha büyük kalabalık vardı Beyoğlu'nda. İçindeyken bilemiyor tabii insan, sonradan öğrendik ki 10 bine yakın insan doldurmuş İstiklal Caddesi'ni. Oy veremeyen ve dilinden anlamayan için konuşamayan canları savunmak elbette bize düşecekti. Evde bir köpek ve üç kediyle yaşayan Ada için de bu eylem bir görevdi. Çünkü evimizin ve bahçemizin dört ayaklıları öğretmişti Ada'ya; sıra beklemeyi, dünyanın merkezi olmamayı, başka canlılar için bizim hayatımızın akışında değişiklikler olması gerektiğini... Özetle insan olmayı.