Şimdi okullu olduk...

Ada'nın sınıfının adı Damlalar
Sonunda o büyük gün geldi. Haftalardır konuştuğumuz, hazırlana hazırlana bitiremediğimiz okul günü geldi çattı. Sabah erkenden uyandı Ada. Heyecandan olduğu sanılmasın, o bir rutin. Bir klasik olarak çizgi filmlerini izledi, ufak tefek bir şey atıştırdı. Yeni kıyafetlerini giydi. Bu arada ilk günü için özenerek aldığım kıyafetleri havanın birden yağmura dönmesi sebebiyle giyemedi. Vee, artık büyüdüğü için kendisine aldığımız "çocuk parfümü"nden sıktı. Ama ne neşe! Zaten Ada için okul bahane, parfüm şahane! Derken yola çıktık ve okula geldik. Ada okulunun kapısına gelince biraz heyecanlandı. Elime sıkı sıkı sarıldı. Ama hızla sınıfımıza çıktık ve oradaki arabaları görüp oynamaya başlayınca rahatladı. Yavaş yavaş bütün çocuklar sınıfa gelmeye başladılar. Kimi annesiyle, kimi babasıyla, kimi ablasıyla... 

Bir süre sonra o kadar sahiplendi ki sınıfı, bana gelip "yeter artık bakma bana" bile dedi. Elimdeki kamerayı utançla kapattım. İlk günün programı zaten 9.00 - 11.00 saatleri arasında olduğundan okul bitince evimize döndük. Ertesi gün ise 13.00'e kadar devam edecek gerçek program vardı. Sabah yine birlikte gittik, üst kata sınıfın önüne kadar birlikte çıktık. Sonra Ada'ya onu aşağıda bekleyeceğimi söyledim. Niyetim nasıl gidiyor diye gözlemlemekti. Belki beni ister diye endişeliydim. Ama ne gerek... Bir saat sonra yukarı çıkıp öğretmeninden de aldığım onayla Ada'ya artık işe gideceğimi söyledim. Bana "güle güle anne" dedi. İnanılır gibi değil. Sonraki gün zaten yukarı bile çıkmaz oldum. Okulun girişinde "güle güle anne" diyerek hızlı adımlarla sınıfına koştu Ada. Bir yanım bu uyum sürecini jet hızıyla atlatmasına çok sevinse de, içimden "amma da meraklıymış benden ayrılmaya" şeklinde bir sitem kopmuyor değil. Şaka bir yana, oğlum okuluna çok severek başladı. Hayatındaki bu büyük adımı farkında olarak ve keyifle attı. Şimdi sırada orada mutlu kalabilmesini sağlamak var. Ki zoru da bu sanırım. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder