Güle güle Yoda

Yoda
Hayat çok garip. "Hiçbir kötülük bize yaklaşamaz" hissiyle yaşıyor, başına gelen her kötülükte de sanki bunu bekliyor gibi bir metanetle hayata devam ediyor insan. Büyük bir acıyla kıvrandık geçtiğimiz cumartesi. Perşembe akşamından beri eve gelmeyen Yoda'nın artık nefes almayan bedenini bulduk. Nasıl yandı canımız. Neden olmuş, nasıl olmuş hiç bilemeyeceğiz. Ve gitti, geri gelmeyecek. 

Köpük ve Kısa Kuyruk
Altı aylık hamileydim. Büyüyen sadece göbeğim değildi. Hormonların etkisiyle duygularım da içimden taşar olmaya başlamıştı. Ne görsem ağlıyorum, her canlıyı abartılı seviyor ve düşünüyorum... O sırada tanıştım Kısa Kuyruk'la. Öyle bir yerinden vurdu ki kalbimi, ona sırtımı dönemedim. Köpük'le paylaştığımız evimizde yeni üyemiz Kısa Kuyruklum oldu. Ne yazık ki geç karşılaşmıştık onunla. Kim bilir neler görmüş, neler yaşamıştı. Bizimle dokuz ay kalabildi ve bir sabah hastalandığı için götürdüğümüz veterinerimizden geri getiremedik. Onun gidişi çok üzdü hepimizi. Tarifsiz bir acı. Nasıl da bağlanmıştık. Uykusuz gecelerimde salondaki kanepeyi paylaşmıştı benimle. Artık neredeyse bir alışkanlık olmuştu ikimiz için gecenin bir vakti kanepede buluşmak... Gidişinin üstünden iki gün geçmişti ki resmen geri geldi Kısa Kuyruk. Bu kez kuyruğu kısa değildi ama konuşur gibi miyavlamasıyla adeta bir kopya geldi bahçemize. Ağlayarak aldık içeriye. Kısa Kuyruklumun yadigarı dedik. Adını Yoda koyduk. 

Evimize öyle alışmıştı ki... Yaz-kış bütün gün ne yaparsa yapsın, her akşam mutlaka evde yatmak isterdi. Kuru mamadan başka bir tek mortadella severdi. Öyle her yemeğe atlamaz, arsızlık edip masa üstündeki yemeklere meyletmezdi. Ama komşunun mangalından sucuk çalıp bize getirmişliği vardır. Ona evimizi açtığımız için bize teşekkür olsun diye. 

Moskado ve Yoda
Neredeyse üç yıl paylaştık evimizi bahçemizi onunla. Hayata yenik başlamış Moskado'nun yüzünü patilerini yalayarak temizlerdi Yoda. Moskado kendine bakmayı o kadar iyi beceremediği için adeta abilik ederdi. Köpük'le ve Ada'yla mesafesini hep korudu ama babamıza aşıktı. Kış akşamlarının rutiniydi, Moskado benim kucağımda, Yoda babamızın... Herkes Ada'nın yatmasını beklerdi. Sonra hoop kucaklara...

Şimdi Yoda yok. O giderken de yerine yadigarlar bıraktı. Yavru kediler var bahçemizde. Böyle bir döngü işte. Biri hayattaki süresini dolduruyor, gidip toprağa karışıyor. Engel olmak mümkün değil. Belki de vedalaşamadan olması  bizi biraz kızdırıyor da... Sonuçta Yoda artık yok. Kısa Kuyruklumun yadigarı da, Kısa Kuyruklum gibi özletmeye başladı kendini. 

2 yorum:

  1. ben bunu okumayı atlamışım canım yaaa çok üzüldüm okuması bile üzücü benim de muhabbet kuşlarım ve balıklarım vardı öldüler ozaman çocuktum çok üzüldüm o zamandan beri hayvan bakmak istemiyorum çünkü gidişleri çok üzüyor :(

    YanıtlaSil
  2. Öyle, onları kaybetmek çok üzücü. Ama onlarla geçirdiğimiz yılların değeri de çok büyük. Umarım bir gün siz de fikrinizi değiştirirsiniz.

    YanıtlaSil