Gerçek tatil doğanın kucağında olurmuş

Yıllardır söylerim; tatil rutinden uzaklaşmaktır, yapageldiğinin dışında bir şeyler yapmaktır. Yoksa dünyanın neresine gidersen git, kafanın içindekilerin hamallığını yaparsın; o yaşadığın da tatil matil olmaz. İşte tekne gerçek bir tatil vaadediyor. Tabii sen de istersen. Teknedeki hayat öyle bir hayat ki, rutinin dışına çıkarmakla kalmıyor, bambaşka diyarlara taşıyor insanı. Önce doğayla iç içe olmak üzere kendinizle bir anlaşmanız olması lazım ama. Çünkü teknede asıl keyif, kendini doğaya bıraktığında başlıyor. Tekneye bindiğin anda gündemin güneş, deniz, balıklar, rüzgar ve yakamoz olmalı. Hangi koyda demir atacağına, ne zaman demir alacağına bile sen bakmayacaksın. Sen hereket edileceği zaman çıkarsın sudan, demir atıldığında atlarsın suya... Gerisi de seni ilgilendirmemeli.

İlk çocuk hastalığımız: Coxackie

Teknedeki tatilimizi yazmak için sabırsızlanırken, şu anda bir hastalıktan söz ediyor olduğum gerçeğiyle yüzleşmiş bulunuyorum. Çünkü Ada, teknede birlikte tatil yaptığımız tüm çocuklar gibi hastalandı. Neyse ki tatilimiz sırasında başlayan kırıklıklar çok büyümedi. Ada hariç diğer çocuklarda kötü bir döküntü de olmadı. Zaten Ada'nın döküntüleri bu kadar fazla olmasa muhtemelen doktora da gitmez, "tatilde yorduk çocukları" der geçerdik.

Yatçaz kalkçaz tatile gitçez

Evet sonunda büyük gün geldi. Tatile gittiğin günden önceki gün, asıl büyük gün biliyorsunuz. Hele de Didi izinliyse... Çamaşırları topla, ütülenmesi gerekenleri tek tek "ütülemeye çok da gerek yok" diyerek ayır, valizde aman bir eksik olmasın ama ağzı da kapansın, bagaja da sığsın... Tatile gitmek, tatil öncesi işleri yoluna koymak, alışverişi yapmak vs yüzünden gerçekten büyük organizasyon gerektiriyor. Bugün de "o gün". Ama motivasyon öyle büyük ki, sızlandığım sanılmasın. Ada'nın denizle/suyla barışması süper haber bizim için. Gerisi de iyi olacak kesin. Zaten tatilin kötüsü olmaz, yeter ki sağlık olsun.

Ada yüzüyoooooooor!

Ada sakin bir çocuk. Çokça temkinli, kimi zaman endişeli. Bütün bu özellikler konu havuz ya da deniz olduğunda "korku"ya dönüşmüştü. Bütün çocuklar havuza gitmek için annelerinin eteğini çekiştirirken geçtiğimiz yaz boyunca Ada benimle pazarlık etti: "Ama girmek yok, sadece kenarda oturup oynayacağım, tamam mı?". Hiç zorlamadık, nasıl isterse öyle davrandık. Ama geçen yaz içimiz ezilmedi değil... Bu yaz da çocuk aynı çocuk ama bu kez babasına güvenmiş olacak, bir cesaretlendi. Birkaç gün içinde, önce babasının boynuna yılan gibi sarılıp kucak kucağa yüzdüler. Sonra çocuk havuzuna girmek istedi ve bundan zevk de aldı. Bütün bu süreci kolaylaştıran en temel noktalardan biri de, Decathlon'dan aldığımız can yeleği oldu bence.