Kaç ayağız?

Ailemizin yeni üyesi Kırçıl
Blogumu açarken 18 ayaklıydık: Ada (2), ben (2), babamız (2), Köpük (4), Yoda (4) ve Moskado (4). Bugün ise evimizde tamı tamına 22 ayak var. Şimdi bir dört ayaklı daha katıldı aramıza, bir kedi. Adı Kırçıl. Bu kış soğuk geçtiğinden, karlı buzlu havalarda eve girmek için çok ısrar ettiğinden o da ailemizin bir parçası oldu. Üç kedi, bir köpek, bir çocuk... Evinde bir hayvanı olanlar için bile inanılmaz bir durum bu, kabul ediyorum.
Ağır abimiz Yoda
Kediler tuvalet ihtiyaçları için dışarı çıkıyorlar neyse ki. Evde kedi tuvaletinin olmaması büyük avantaj. Havalar artık güzel olduğundan gündüzleri de pek evde durmuyorlar. Dolayısıyla sanıldığı kadar kalabalık olmuyor evimiz her an. Ama herkes evdeyken... İşte o zaman inanılmaz. 
Köpük Kırçıl'ı henüz kabullenmiş değil. Dolayısıyla evde fazla rahat hareket ettiğini düşündüğünde, örneğin Köpük'e fazla yaklaştığında çok kızıyor, havlayarak kovalıyor. 
Kibar oğlum Moskado
Ama Kırçıl kendini sevdirme derdinde, sürekli ayaklarımıza dolanıyor. Bir şeyler taşırken yürümek çok riskli. Ayaklarımızı sürüyerek yürüme yöntemi geliştirdik ki kimsenin patisine, kuyruğuna basmayalım. Moskado, koltukta sakin otururken görmesin kimseyi. Hemen kucağa atlar, bir güzel yayılır. Yoda ise babamıza hayran. Babanın kucağının boşalmasını bekler.  
İlk göz ağrım, paşa oğlum Köpük
Şimdi havalar ısındı da kucaklarımız eski popülerliğini yitirdi. Yoksa bir kış gecesi Ada uyuduğunda önce Köpük, sonra kediler doğruca kucağımıza atlar. 
Hepsinin maması ayrı kaplarda. Sadece bu bile bir iş. Aşılarını, hastalıklarını saymıyorum bile. Evde bir koşturmaca ki sormayın.
Şimdi bana herkes soruyor: Yorulmuyor musun? Evet yoruluyorum, hem de çok. Peki buna rağmen neden bu kadar kalabalık bir aileyiz? Çünkü biz bir kez baktık bu hayvanların gözüne. 
İki ayaklı canım oğlum Ada kedilerle
Gerçekten baktık. Ve gördük ki, bir hayvanın gözünde beliren sevginin bir benzeri başka kimsede yok. Onlar sevince kafalarının içinde bin tilki dolaşmıyor. Sevgisini gösterirse bizi şımartır mı, bir şey ister miyiz diye hesaplar yapmıyor. Bilerek, isteyerek ve boşu boşuna kimseyi incitmiyorlar. Birinin canını yakmışlarsa, mutlaka haklı bir sebebi oluyor. Şimdi ben böylesine canlara "beni yoruyor" gibi bir bahaneyle kapımı kapatabilir miyim? Kapatırsam "insan" olur muyum? Beni daha neler yoruyor hayatta da katlanıyorum. Hiç olmazsa bu kez nedenim sağlam, nedenim bana da iyi geliyor. Hem de çok. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder