En büyük mesele: Yemek!

Çocuklar yeseler bize dert, yemeseler yine bize dert. Bu derdi biraz olsun hafifletmek hepimizin işine gelir, hayatını kolaylaştırır eminim. Tamam Ada henüz üç yaşına geldi. Hepi topu üç yıldır anneyim. Bu kadarcık zaman bu konuda ukalalık yapmak için yeterli değil ama ben yine de bildiklerimi söyleyeyim. Birinci şart şu ki; çocuğun acıkması için ona fırsat vermek lazım.Yemek istemediği zaman zorlamak yerine, anlayış gösterip acıkmasını beklemek gerek. 
Ne kadar yediği değil, ne yediği önemli: Bence mesele karnını ne kadarlık bir yemekle doldurduğumuzda değil, neyle doldurduğumuzda. Dolayısıyla çocuk yesin diye her gün, her öğün köfte makarna menüsünün bir anlamı yok. Farklı türden gıdalar alması gerekli.

Yedirmek değil, damak zevki oluşturmak önemli: Neden herkes annesinin yemeğini sever? Çünkü damak tadını annesinin yemekleri oluşturmuştur. Tuzlu ve yağlı yemek sevmesin istiyorsanız, yapmamanız yeterli olur. Bir yaşından sonra da rica ederim saçma sapan bebek mamaları koymayın çocukların önüne.

Şeker bir çeşit zehir: Hepimizin bayıldığı, kendisini ödüllendirmek için yediği tatlılar aslında bir çeşit zehir. Biz yandık onlar yanmasın diyebilirsiniz. Bu nedenle çocukları şeker, çikolata vb tatlılarla olabildiğince geç tanıştırmakta fayda var. Ada iki yaşına kadar neredeyse hiç tanışmadı tatlılarla. Sütlü tatlılar ve iyi yapıldığına emin olduğum dondurma dışında pek bir tatlı yedirmedik. Çikolata ile tanıştırmadık. Böyle olduğundan, krem çikolatayı ilk tattırdığımda öğürmüştü Ada. Tabii öyle kalmadı, şimdi seviyor. Ama çok kontrollü yiyor. Yemek yerine asla geçmiyor.
Büyüklerle çocukların menüsü farklıdır: Ada'ya "bunlar büyükler için" cümlesini hemen öğrettik. Dolayısıyla içkimizden, kahvemizden, kolamızdan, şarküteri ürünlerinden tattırmadık. Ada hala bunların tadını bilmez. Bunları büyüklerin yiyebildiği, çocukların yiyemediği yiyecekler olarak bilir. Tatlarının da kötü olmadığını söyledik. Yalan yok, çok lezzetliler. Ama çocuklar için uygun değil. Zaten biz de sürekli tüketip Ada'nın gözüne sokmadığımızdan bir derdimiz yok.
Yemek zevktir: Bizim evde yemek bir zevktir. Mesele karın doyurmaktan ötedir. Paylaşmaktır, keyif almaktır. Bu duyguya Ada da sahip. Mama sandalyesindeyken, kendi kendine yemek yiyemezken bile bizimle aynı sofraya oturdu Ada. Bizim yanımızda mutlaka o da bir şeyler yedi. Böylece sofraya oturmamak gibi bir alternatiften haberi yok, dolayısıyla böyle bir talebi de yok.Bütün uzmanlar söylüyor. "Yeter ki yesin" diyerek çizgi film karşısında yiyen bir çocuk yetiştiriseniz, yandınız demektir. Yemek yiyen değil, yemek yemeği bilen bir çocuk yetiştirmek da önemli.
Eğlence katın: Kurabiye kalıbıyla kesilmiş tostlar, nane ve tatlı toz biberle renklendirilmiş makarna, resimli bardakla içilen cacık... Yaratıcılığınızı zorlayın. Karnıbaharı kıymalı yemeği sevmiyorsa, yumurtalı ya da kaşarlı versiyonlarını denetin. Alternatif menüler sunun. 
Yemeğe çıkın: Yemek yemek için bir yerlere gitmeyi Ada çok seviyor. Çevremde gördüğüm çocuklar da öyle. Ama nereye gittiğimiz önemli tabii. Biz de hamburger yiyoruz ama ev yapımı yapan yerlerden. Pizzayı da asla "fast food" zincirlerinden yemiyoruz. Yemek yemeği sevmeyen bir çocuğunuz varsa, birlikte yemek yemeyi keyif haline getirmek için iyi bir başlangıç olabilir.

Ada, iştahlı bir ailenin, iştahlı bir çocuğu olarak doğdu. Bu durum karşıdan bakıldığında çok avantajlı gibi görünse de, yedirmek, yedirmemekten çok daha kolay. Emin olabilirsiniz. Ve her durumda, mesele doğru beslenen bireyler yetiştirebilmek. Tekrar söylüyorum; "biz yandık, onlar yanmasın".

2 yorum:

  1. Ben de Melis yemekten zevk alan, yedigi yemegin degerini bilen bir cocuk olsun istiyorum, daha kat etmemiz gereken cok yol var..:)

    YanıtlaSil
  2. Hiç merak etme, olacaktır.

    YanıtlaSil