Teknede beş çocuk!

En ufağımız hariç tekne ekibi hazır
Kime söylesek ilk yorumları şu oluyor: "İyi cesaret". Tamam cesuruz kabul ama eğlenceli de olacak. Olmalı yani. Bu kadar hazırlık, plan, program, telaş, heves... Üç yaş civarında beş çocukla bir haftalık tekne turu heyecan verici. 7 Temmuz'da çıkıyoruz. Geçen haftasonu, ekibin en ufağı hariç hepsi bir araya geldiler. Uzun uzun zaman geçirdiler. Aslına bakarsanız eğlendiler, birlikte oyun oynayabildiler. Teknede deniz yorgunluğu da olacağından itişip kakışmak için pek zaman ve enerji bulamayacaklarını düşünüyoruz. Tabii çocuklar anne babalarını yanıltmak için yaratılmıştır, güven olmaz.
Çocukla teknede hayatın nasıl geçeceğini daha önce deneyimlemediğimizden sadece öngörülerimiz var elimizde. Tabii biraz internet taraması da yaptık. Yanımıza alacağımız ilk malzemeler arasında can yeleği, güvertede uyuma hevesimizi tatmin için uyku tulumu ve altı kaydırmaz patikler var. Deniz oyuncaklarının yanı sıra teknedeki zamanlarını dolduracak bir sürü ekipman da listemizde. İnanılmaz bir bavul olacağına eminim. Tekne konusundaki önerilerimi dönüşte mutlaka paylaşırım.

Aile geleneklerimiz: Babalar Günü

Ada yapımı çilekli çikolatalar afiyetle yenirken
Bilenler bilir, bizde babalar gününde Ada'nın el ve ayak izlerinden baskı yaptığımız tişörtü babamıza hediye etmek artık bir gelenek. Bu yıl da Ada ile babamıza bir tişört hazırladık. Üzerine tarihi not düştük, süsledik. Ama bu yıl Ada babasına el emeği göz nuru başka bir hediye daha yaptı. Kahve Dünyası'nın Kemerburgaz'daki üretim tesisinde çocuklar için düzenlenen çikolata atölyesine katıldık.

Kaç ayağız?

Ailemizin yeni üyesi Kırçıl
Blogumu açarken 18 ayaklıydık: Ada (2), ben (2), babamız (2), Köpük (4), Yoda (4) ve Moskado (4). Bugün ise evimizde tamı tamına 22 ayak var. Şimdi bir dört ayaklı daha katıldı aramıza, bir kedi. Adı Kırçıl. Bu kış soğuk geçtiğinden, karlı buzlu havalarda eve girmek için çok ısrar ettiğinden o da ailemizin bir parçası oldu. Üç kedi, bir köpek, bir çocuk... Evinde bir hayvanı olanlar için bile inanılmaz bir durum bu, kabul ediyorum.

En büyük mesele: Yemek!

Çocuklar yeseler bize dert, yemeseler yine bize dert. Bu derdi biraz olsun hafifletmek hepimizin işine gelir, hayatını kolaylaştırır eminim. Tamam Ada henüz üç yaşına geldi. Hepi topu üç yıldır anneyim. Bu kadarcık zaman bu konuda ukalalık yapmak için yeterli değil ama ben yine de bildiklerimi söyleyeyim. Birinci şart şu ki; çocuğun acıkması için ona fırsat vermek lazım.Yemek istemediği zaman zorlamak yerine, anlayış gösterip acıkmasını beklemek gerek. 
Ne kadar yediği değil, ne yediği önemli: Bence mesele karnını ne kadarlık bir yemekle doldurduğumuzda değil, neyle doldurduğumuzda. Dolayısıyla çocuk yesin diye her gün, her öğün köfte makarna menüsünün bir anlamı yok. Farklı türden gıdalar alması gerekli.