Köpük'le hayatımız 2

Kırçıl Köpük'e geçmiş olsun derken...
Köpük benim için çok anlam ifade ediyor. Bir kere benim "dört ayaklılara" aşkımın başlaması Köpük'ledir. Ben daha önce hiçbir köpeğe aşık olmamıştım. Hiçbir köpeğin gözünün içine böyle bakmamış, hiçbir köpeğin acısını kendi vücudumda hissetmemiştim. Köpük benim hem çocuğum, korumam altında olan bir can; hem de derdimi, sıkıntımı anlayıp yumuşacık tüyleri arasında beni sarmalayan bir yürek.
Köpük'ün Ada'nın doğumuna kadarki hayatı gerçekten bir harikaydı. Enerjimizin büyük bölümünü Köpük'ü memnun etmek, onu eğlendirmek, spor yaptırmak falan için harcıyorduk. Başka bir deyişle bizim evin reisi Köpük'tü de biz de onun etrafında şekillenen bir hayat kurguluyorduk. Sonra Ada geldi ve elimizden gelenin en iyisini yapmaya çalışsak da Köpük'te o eski "krallık" kalmadı. Belki bunun de etkisi var ki Köpük'ün başına gelen talihsiz her olay, artık benim için bir vicdan yarasına dönüşüyor.
Bu aralar Köpüğümün kulağı hasta. Nasıl olduğunu bilmediğimiz bir şekilde kulağındaki kılcal damarlardan birini çatlatmış ve kulak kepçesi kan dolarak şişti. Bu şişliğin tedavi edilmesi için kulağı açıldı, içindeki birikim boşaltıldı ve kulağına bir ped dikildi. Yanlış okumadınız, oğlumun kulağına ped dikildi. Böylece tam sekiz gün boyunca kulağında kocaman ped, beş dikiş ve boynundaki yakalıkla hepimiz mahfolduk. Canım oğlum sesini çıkartmadı ama yemek yemedi, istediği gibi dolaşamadı, yerleri koklayamadığından tuvalet yürüşlerinin bile keyfi kalmadı. Sonra dikişler alındı ve yeni bir eziyet başladı. Yeni şişlik olmaması için kulağına düzenli olarak kesikler açıldı ve içeride birikim oluşması engellenmeye çalışıldı. Tarifsiz bir sıkıntı. Bu kadar derdin üstüne bari iyileşse... Köpük 10 gün önce yeniden operasyon oldu ve kulağında yeniden ped dikildi. Dün itibarıyla artık yakalığını çıkardık ki bu sabah yine kötü haber; kulak yine şiş! 13 Şubat'tan bu yana halimiz perişan. 
Ona baktıkça içimiz parçalanıyor. Garibim, yine idare etmeye çalışıyor, tenis topunu alıp "hadi oynayalım" bile diyor. Zaten galiba bu süreçte ben Köpük'ten daha dertliyim. Köpük'ün boynundaki yakalık benim boynumdaymış gibi bir ağırlık üstümde. Onun kulağında açık olan kesik, resmen benim canımı yaktı bu dönemde. 
Şimdi bu duyguları bir hayvana bağlanmış, bir hayvanın gözlerinin içine gerçekten bakmış olmayan kimsenin anlaması mümkün değil. Ada'nın doğumundan önce böyle şeyler söylediğimde büyük bir çoğunluk "anne olduktan sonra değişecek" cümlesini söylemiyorsa da en azından içinden geçiriyordu. O zamanlar elbette ben de emin olamıyordum. Ama şimdi eminim. Bir insan, iki, üç, dört canlıyı aynı anda çok ama çok sevebilir. Kalbinde birden çok kişiye böylesine derin bir yer açabilir. Onların acısını kendi vücudunda yaşayabilir. Ve bu sevginin insan ya da köpek ya da kedi için olması, sevginin yoğunluğunu değiştirmez. Keşke böylesine bir sevgiyi daha çok insan tadabilse. Dünyada ne çok şey değişirdi kimbilir...

4 yorum:

  1. aynısını biz de yaşadık... cidden sinir bozucu bir durum... çok geçmiş olsun...

    YanıtlaSil
  2. Teşekkürler... Sizinki ne kadar zamanda geçmişti? Böyle bir kaç kez operasyon oldu mu?

    YanıtlaSil
  3. şu an benim köpeğimde de aynı sorun var.. şişlik var.. büyük ihtimal sizinle aynı sebepten. veterinere götürmeye çekindim dediklerini okuyunca.. elbette bi şekilde yaptırmak gerekiyor ama.. :(

    YanıtlaSil
  4. Çok geçmiş olsun! Evet zorlu ve uzun bir süreç oldu bizimki. Tabii herkese aynı şey olacak diye bir şey yok. Umarım en kısa zamanda hallolur.

    YanıtlaSil