Yeni bir tiyatro oyunu: Boya - Benek

Şehir Tiyatroları'nın sahnelediği "Boya-Benek" adlı oyun, afişinde 3-6 yaş grubuna hitap ettiğini belirttiğinden koşarak gittik. Malum, Ada'nın yaşıtları için pek fazla tiyatro alternatifi yok. Unkapanı'ndaki Reşat Nuri Sahnesi'nde gösteriliyordu. Tahmin ettiğimden de çok çocuk ve ailesi ya da öğretmenleri vardı. Oyun, kedileri, köpekleri ve resim yapmayı çok seven bir "abla"nın öyküsünü anlatıyordu.
Tek kişilik bir oyun için salondaki çocuklara beklenen üstünde bir enerji gönderdiğini söyleyebilirim. Oyun boyunca kedisini arayan, bu sırada da hem resim yapan, hem dans eden, izleyici çocukları da dans ettiren ve oyuna bir şekilde dahil edebilen "abla", Ada'yı da çok etkiledi. Bugün biraz hasta olmasına rağmen, Ada pür dikkat oyunu izledi. Bana 5 yaşından büyük çocuklar için biraz sıkıcı olabilir gibi geldi bu arada. Büyük çocukları olanlar bir daha düşünsünler derim.
Kedileri, köpekleri seven ablanın herkesin de hayvanları sevmesini, değer vermesini öğütleyen bu oyunu izlerken yine tuhaf duygular hissettim. Artık çizgi filmlerde, tüm çocuk kitaplarında, tiyatroda, sinemada... çocuklara hitap eden her yerde kediler ve köpeklerin çocukların dostu olduğu belirtiliyor. Türlü yöntemlerle kediler ve köpeklerle ilgili olumlu mesajlar veriliyor. Çoğunlukla da işlenen senaryolardaki ana çocuk karakterlerin birlikte uyuduğu kedisi ya da köpeği oluyor. Tabii bu senaryoları bizim çocuklarımız da anneleri ve babalarıyla ya da öğretmenleriyle birlikte izliyor. Böylesine olumlu bir tabloda bu güzel mesaları çocuklar gayet net alabilirken ve hatta ailelerinden böyle bir hayat talep ederken, hala pek çok yetişkinin çocuklarla hayvanların bir arada yaşayamayacağını düşünmesi, hatta bu nedenle evindeki hayvanı "çocuğu için" terk etmesi kabullenilebilir gibi değil. Kendisi doğduğunda sokağa atılan bir kedinin ya da köpeğin olduğunu öğrenen çocuk, bunu "kendisinin iyiliği için" yaptığını söylese bile, belli bir bilinç düzeyine geldiğinde, affedemeyeceği bir hata yaptıklarını anne ve babasının yüzüne vuracaktır. Vurmalıdır da... 
Anneler, babalar... Hayvanlar, çocuğunuzun öykülerde, tiyatro oyunlarında, kitaplarda gördüğünde tanıyacağı süsler değildir. Birlikte büyüyeceği, arkadaşlık, kardeşlik edeceği canlılardır. Çocukları bir hayvanın sınırsız ve sonsuz şefkatinden, sevgisinden, korumasından mahrum ettiğini bilse hiçbir anne ya da baba çocuğunu dört ayaksız bir eve mahkum eder mi?

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder