Yaşasın, uçağa bindik!

Ada'nın taşıt merakı önlenemez bir yükseliş grafiği çiziyor. Her gün, her an, tüm ilgimiz, isteklerimiz taşıtlar üzerine kurulu. Bu nedenle uçak yolculuğu da bizim için kaçınılmaz hala gelmişti ki, anneannemizi ziyarete uçakla gittik. Beklenildiği üzere havaaalanında uçağa binmeye en hevesli tek kişi Ada'ydı. Evde valiz hazırlamaktan, havaalanı güvenliğinden geçmeye, uçağa girişimizden uçağın inişine kadar tüm aşamaları büyük tezahüratlarla, coşkuyla karşıladı. Hala sürekli uçakla ilgili bildiklerini anlatıyor. Uçağı pilot kullanıyor, pilot şurada oturuyor, kemerlerimizi bağladık, uçak tekerleklerinin üstüne "taaaak" diye indi...
Bu muhteşem deneyimin en keyifli kısımlarından biri de uçaktaki yemek servisi oldu Ada için. Öndeki koltuğun arkasında takılı masayı açtığımda gözleri parladı. Sonra son derece kendinden emin şekilde "ben ayran istiyorum" diyerek hostese sipariş verişi vardı ki görmeliydiniz.
Uçakta her zamanki gibi küçük bir bebek ağlıyordu. Ada da dahil olmak üzere herkeste bir homurdanma, bir "üfff" sesi... Kimse anneyi düşünmüyor tabii. Sanki kadıncağız bebeğinin ağlamasından memnun, sadece geri kalanlar rahatsızmış gibi. Hem alt tarafı 45 dakikalık bir uçuş... Ada "bebek ne kadar yaramaz" dediğinde en azından etrafımızdakiler duysun diye düşünüp "kızım sana söylüyorum gelinim sen anla" havasında açıklamalar yaptım. Kulakları tıkanmış olabilir, kalabalıktan ve uçağın gürültüsünden korkmuş olabilir...
Tabii öte yandan uçağa bebekle binmenin bazı püf noktaları da var. Bizim deneyimimizde bebeğin tüm bu yöntemlere rağmen ağladığını düşünmek istiyorum. 
Bence en temel nokta, bebekli annenin herkesten önce uçağa girmesi... Henüz kalabalıklaşmadan, rahatça yerleşmek çok önemli. Sonra kulaklarının tıkanmasını önleyici bazı önlemler almak lazım. Örneğin bebeği uçakta doyurmak, emzirmek ya da sevdiği bir şeyi içirmek kulaklarının tıkanmasını engelleyeceğinden kesinlikle hayati. Biraz daha yaşı büyükse çok sevdiği bir şeyi yedirebilirsiniz de... Sonra kalabalıktan, sıkışık kalmaktan rahatsız olabiliyor bebekler. Bu durumda sevdiği oyuncakların yanınızda olması, size istediği kadar yakın olabilmesi ve belki de kulağına sevdiği şarkıları fısıldamanız rahatlatabiliyor.
Ada bebekken iki kez uçakla seyahat etmiştim. İkisinde de bu yöntemler çok işime yaradı. En azından denenmesinde fayda var. Ve aslında bence en önemlisi, annenin rahat ve güvenli olması. Çocuklar annenin endişesini hissedebiliyor ve o zaman daha huzursuz oluyor. Çocukların huzurlu olmasının ilk adımı annenin güveninden ve huzurundan geçiyor.

2 yorum: