Yine Rahmi Koç Müzesi

Daha önce de gitmiştik. Bu sefer farklı oldu tabii. Benim için bile. Ada bu kez daha başka şeylerle ilgilendi, daha başka baktı mekanlara ve yine çok çok güzel zaman geçirdi. İçeriğiyle, temizliğiyle, çalışanlarının kibarlığıyla, her şeyiyle harika bir müze burası. Ada arabalara olan tutkusu nedeniyle elbette çok eğleniyor ama bu kez yanımızda bir arkadaşı da vardı. Defne de çok zevk aldı, yorulduklarını ancak arabaya bindiğimizde anladı ikisi de. Saatlerce tüm müze boyunca koştular, düğmelere bastılar, izin verilen hemen her şeyin içine girdiler. Biz büyükler de çocukların peşinde bol bol fotoğraf çektik. "Ama neden" sorularına cevap yetiştirmeye çalıştık. 
Gerçi bu kez biraz şanssızdık. Çünkü en büyük zevklerimizden biri olan tren bakımdaydı. Ve denizaltı güvenlik nedeniyle 9 yaş altı çocuklara açık değilmiş. Trenin çalıştığı bir gün yeniden gelmek üzere söz verdik tabii bizim ufaklıklara. Denizaltından ise pek söz etmemeye çalıştık. 

Ada bu kez, geçen seferden farklı olarak nerede bir direksiyon bulsa başına geçti. Nostaljik tramvayı o kullandı mesela. Ama nasıl bir zevkle... Sonra en büyük tutkusu müzenin bahçesindeki çift katlı Londra otobüsü. Onun da içine girdi, uzun uzun inceledi. Üstüne de atlı karınca geldi...
Eh daha ne olsun. Harika bir pazar neşesi yaşandı. Pazartesi sabah Didi'ye "biiiiz araba müzesine gittik" diye uzun uzun anlatıldı.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder