Yine Rahmi Koç Müzesi

Daha önce de gitmiştik. Bu sefer farklı oldu tabii. Benim için bile. Ada bu kez daha başka şeylerle ilgilendi, daha başka baktı mekanlara ve yine çok çok güzel zaman geçirdi. İçeriğiyle, temizliğiyle, çalışanlarının kibarlığıyla, her şeyiyle harika bir müze burası. Ada arabalara olan tutkusu nedeniyle elbette çok eğleniyor ama bu kez yanımızda bir arkadaşı da vardı. Defne de çok zevk aldı, yorulduklarını ancak arabaya bindiğimizde anladı ikisi de. Saatlerce tüm müze boyunca koştular, düğmelere bastılar, izin verilen hemen her şeyin içine girdiler. Biz büyükler de çocukların peşinde bol bol fotoğraf çektik. "Ama neden" sorularına cevap yetiştirmeye çalıştık. 

Saçlar kesildi, çok yakışıklı olundu

Ada'nın saçlarının üçüncü kesilişi ama ilk gerçek kesim sayabiliriz. Çünkü ilk kez kendisi de kesildiğini biliyordu. Ada'yı benim kuaförüme götürdüm. Kıvırcıklarını çok sevdiğimizden sadece zayıf kısımlarının kesilmesini, yine olabildiğince uzun kalmasını rica ederek kuaför koltuğuna oturttum. Selahattin Abimiz bu konuda çok tecrübeli davranıyor. Ada'nın saçlarını kesmeye başlamadan önce onunla oyunlar oynuyor, ona kitaplar, dergiler gösteriyor. Özetle önce kendisine alıştırıyor. Ve belki de en büyük yardımı saçları kuruyken keserek yapıyor. Çocuk kuaförlerinin endişeli çocukların bile saçlarını ıslatarak kesmesini anlayamıyorum zaten.

Gündem: Kıskançlık

Bizim evde kıskançlık diz boyu! Köpük yıllardır öpüşenlere havlar. Öpüşmek dediysem, gelen misafirleri karşılama öpüşmesi mesela... Derdi zoru kendini de sevdirmektir. Eve gelen herkes onu sevsin ister, zil çalınca kapıya deli gibi koşar, gelenin üstüne zıplar, kendini yerlere atıp karnını açar. Ada'nın gelişi herkesin aklında soru işaretleri oluşturmuştu. Acaba Köpük Ada'yı kıskanır mı? Kıskançlığından ona zarar verir mi diye... Her zaman emindim ve Köpük de beni hiç yanıltmadı. Ada'yı deliler gibi kıskanmasına rağmen, ona zarar vermeye hiç yeltenmedi. Ancak bugün geldiğimiz noktada Ada Köpük'ü deliler gibi kıskanıyor ve ne yazık ki kendi çapında zarar da veriyor. 

"Benim şarkımı aç"

Bu sırada fonda bizim şarkılarımız çalıyor
Arabaya bindiğimiz anda arkadan şöyle bir komut geliyor: "Benim şarkımı aç!" Ada, arabaya adımını attığı anda babasının onun için hazırladığı özel çocuk şarkıları albümünü talep ediyor. Önceleri o albümdeki tüm şarkıları çok beğeniyordu, müzik başladığında sesi kesiliyor, büyülenmiş gibi hem dinliyor, hem de pencereden dışarıyı izliyordu. Sonra yavaş yavaş bazı şarkıları diğerlerinden daha fazla sevmeye başladı. "Old McDonald"ın ya da "Twinkle little star"ın yeri hep başka oldu. Ya da "happy birthday" her zaman favorimiz. Ama son dönemde durum biraz daha farklı.

Ada ve Köpük arkadaş oldu

Hamileliğimin ilk günlerinden bu yana, bizi az çok tanıyan herkes Köpük'ün Ada'yı kıslanmasından, az tanıyanlar ise Köpük'ün bu nedenle Ada'ya zarar vermesinden endişe etti. Bu konuda bize sorular sordu. Bizim ise tek yanıtımız oldu: "Evet, Köpük Ada'yı çok kıskanıyor ama asla bu nedenle ona zarar vermiyor. Üzüntüsünü içine attığından da bizim vicdanımızı sızlatıyor."

Sulu boya ve tuvalet eğitimi

Yine harika bir gündemimiz var ve baştan söyleyeyim bu aralar hayatımızın en temel konusu bu olduğundan "kaka" ve "çiş" gibi kelimelere alerjisi olanlar için uygun bir blog olmayacak burası. Hazır bayram tatili gelmişken, tuvalet eğitimini yeniden gündemimize aldık.