Araba sevdası

Bütün erkek çocuklar böyle diyorlar. Hepsi arabalara tutkun. Kardeşimden biliyorum; saatlerce dizlerinin üstünde araba sesi çıkararak dolaşırdı. En sevdiği oyuncağı yoğurt kabının yuvarlak kapağıydı; direksyon niyetine... Çekecekten vites kolu, yastıktan debriyaj, fren yapabilen yaratıcı bir kardeşim vardı benim. Şimdi de oğlum bu yönde ilerliyor. Aklı fikri arabalarda. Kepçeler, polis arabaları, ambulanslar, itfaiye araçları, otobüsler...
Yolculuğa, hatta trafikte sıkışıp kalmaya bayılıyor. Etraftaki arabaları izlemek, köprüden geçerken aşağıdaki gemilere bakmak onu çok mutlu ediyor. Minicikti, uçak ya da helikopter sesi duyduğunda camın önüne koşup el sallardı. Uzun yolculuklarda gıkı çıkmıyor. Anneanne ziyaretine giderken saatlerce yaptığımız seyahate bayılıyor, arada bindiğimiz arabalı vapura kesinlikle hayran. Böyle olunca oyuncaklarımız da arabalı tabii. Sayısını bilmediğimiz kadar çok arabası var. 
Neyse ki hepsinin kıymetini biliyor. Kaybetmiyor, hepsiyle her zaman oynuyor. Ada'ya bir şey sevdirmek isterseniz içinde araba olması yeterli olabilir. Kocaman bir otobüs puzzle'ı var mesela, Ada puzzle yapmayı öğrendi. Ya da Mickey Mouse ile tanışması Club House Rally filmiyle oldu ve bayıldı. Yemek yemeyen bir çocuk olsaydı bile eminim araba şekilli her şeyi yerdi. 
Bu arada araba konusunda ciddi bir yeteneği de var bence. Örneğin akülü arabaların direksiyonuna gayet hakim. Parktaki daracık sokaklarda bile hiç çarpmadan harika gidebiliyor. Evde plazmacar'ını nasıl kullanıyor bir görmelisiniz. Virajları (koridordan odalara dönüşten söz ediyorum) öyle bir hızla alıyor ki ilk kez görenlerin yüreği ağzına geliyor. Ama bizimki rally pilotu edasıyla her seferinde bu riskle çok eğleniyor. Şimdi önümüzdeki hedef Ada'yı go kart ile tanıştırmak. Henüz boyu 100 cm olmadığından çarpışan arabalara binememek ikimizi de çok üzüyor ama go kart için de niyetimiz ciddi. Fiziksel şartlarımızı yerine getirince her haftasonu oradayız, kesin.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder