Çocukla tatil ezber bozuyor

Çocukla tatil, öyle sevgilini koluna takıp "bu kez şurayı görmek istiyorum", "bu akşam şurada kalalım", "hadi kalk şuraya gidelim" şeklindeki spontan tatillere hiç mi hiç benzemiyor. Uzun uzun araştırmak gerekiyor bir kere. Çocuklar için olanakları neler, yemek düzeni nasıl, çocuk havuzu var mı, odaları çocuk yatağı için uygun mu, mekan düz ayak mı... Hadi diyelim gidilecek yeri seçtik. Sonra nasıl ulaşacağız sorusu var. Uçakla mı, arabayla mı? Hadi bunu da hallettik, yanımızda ne götüreceğiz? Kıyafetler, oyuncaklar, kremler, ilaçlar derken kocaman valizler... Çocukla tatil, hazırlıkları tatilden daha uzun süren bir proje. Bir de bizim 18 ayaklı durumumuzda konu daha da çetrefil. Köpük gelecek mi, kalacak mı, kedilere kim bakacak... Ve biz bu yaz, tüm bu süreçlerden geçip Gümüldür'e gittik. Pişman değiliz, yine olsa yine gideriz, o ayrı.

Gümüldür'de yıllardır var olan bir tesis Denizatı. Ben çocukla tatil deneyimine fazlaca sahip değilim ama böylesine çocuk odaklı tatil köyü az bulunur diye iddia ediyorum. Elbette daha şık, daha güzel yerler vardır ama çocukları bu kadar seven, çocuklarla bu kadar barışık personelin bir arada olma ihtimalini çok düşük görüyorum. Bizler büyük şehirlerde çocuklarımız etrafı rahatsız etmesin gayretiyle sıkılırken, Denizatı bize çocukların her daim baş üstünde taşınabileceğini gösterdi. Hoş, Ada'nın pek ihtiyacı olmadı -dilimi ısırarak yazıyorum- ama özellikle yemek saatlerinde yardıma ihtiyacı olduğu gözlerinden belli olan annelerin imdadına hep Denizatı'nın harika çalışanları koştu. 
Ada bol bol koştu, ufak tefek arkadaşlıklar kurdu, Mini Club'da oyuncaklarla oynadı, resim yaptı, parktaki oyuncaklarla eğlendi, etrafta dolaşan kazlarla, güvercinler ve tavşanlarla tanıştı. En güzeli ise ilk kez bizden bağımsız bir etkinliğe katıldı: Mini Disco. İlk akşam elime sıkı sıkı tutunup asla bırakmayan Ada, ikinci akşamdan itibaren Mini Disco'da çocuklarla oluşturdukları halkanın etrafında danslar etti ve çooook eğlendi. Babayla biz ise "aaa ramzamzam" şarkısını bunca zamandır nasıl duymamışız diye hayıflandık. Ne sihirli şarkıymış meğer. Ada tatilin üstünden 10 gün geçmesine rağmen hala bu şarkıyı mırıldanıp dans hareketlerini yapıyor. 

Şimdi bunları yazınca bir tatilden beklentilerin çeşitliliğini sorguluyor insan. Çok yoğun çalıştığımdan tatil dediğimde aklıma boylu boyunca uzanmak, öyle pek de gürültüsü olmayan sakin yerlerde olmak aklıma gelirdi. Şimdi öyle mi ya? Şimdi tatil demek, Ada'yla Ada'nın en çok eğleneceği, bizimle zaman geçirmenin keyfini yaşayabileceği, uyku ve yemek düzeninin bozulmayacağı, güvenli ve çocuklar için özel alanları olan yerlerde olmak demek. Dolayısıyla öyle uzun uzun uyumak, boylu boyunca uzanmak yok. Hareket var, sabah erken kalkmak var, her gittiğin yere bir çanta dolusu oyuncak taşımak, günün her saati çocuklar gibi koşuşmak, oynamak, akşamları eskiden "saçma sapan" diyeceğin müziklerle dans etmek, hatta çocuğunu arkadaşlarıyla dans ederken görünce duygusallaşmak bile var. İyi ki de var. Hayatın her yüzünü öğreten, bizi hem büyütüp olgunlaştıran, hem de çocukluğumuza geri döndüren çocuğumuzdan daha güzel ne olabilir?

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder