"Şibit" yoksa alışveriş de yok

Ada iştahlı bir çocuk. Anne ve babasını tanıyanlar zaten bilir. Köpük'ün doymak nedir bilmemesi de malumunuz. Bizim 18 ayaklı hayatımızda Moskado ile Yoda çok ayrıksı bu anlamda. Şımarık kediler olarak kendi mamalarının dışında sadece tavuk ve şarküteri ürünleri konusunda iştahlılar. O da iki parça yedilerse, üçüncüyü yerde bırakıp Köpük'e hediye ederler. Uzun lafın kısası, bizim evde yemek kedilere rağmen bir şölendir. Ada da bu şöleni dans ederek kutlar. Restoranlarda masaya yemeği getiren garsonu alkışlayan kaç çocuk tanıyorsunuz?
İşte "şibit" de Ada'nın favorilerinden. Şibit yani simit, Ada'nın haftasonu kahvaltıları ile market alışverişlerinin vazgeçilmezi adeta. 
Carrefour ya da Migros'a girdiği anda simit arabasının yanına koşup kese kağıdına simitini kendisi koyuyor. Ya da alışveriş yapacağımız akşamları iple çekip 10 dakikada bir "şibit" hatırlatması yapıyor. Böyle anlatınca sanılmasın ki Ada bir simiti hop diye yutuyor. Yarım simiti yemişliği yoktur bile. Zaten başta da dediğim gibi, o şöleni, seremonisini seviyor. Elinde şibit, market arabasında oturmayı, etrafa bakınmayı, renkli renkli paketleri seyretmeyi... Sonra ikinci büyük zevke geliyor sıra: Şu. (Su) Raftaki şişelerden biri açılıyor ve Ada üstüne döke döke suyunu içiyor. Ne büyük zevk... Market çıkışı kasade verilen paradan, paranın kazanılma sürecinden haberi olmayan bir çocuğun market keyfine diyecek yok tabii. 
Dilerim uzunca bir süre bu keyfi bozulmaz.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder