Aile geleneklerimiz: Yılbaşı

Çocukluğuma dair hatırladığım en güzel anlar, ailemizin geleneksel etkinlikleridir. Bayramlar, yılbaşı akşamları, doğum günlerimiz, annemlerin evlilik yıldönümü... Sürprizleri seven bir aileydik. Kardeşimin istediği bilgisayarı aldı babam ama öyle hemen getirip vermedi de, mouse’unu paketledik de verdi. Şaşırtmayı seven bir aileydik; istediğim bebek arabasını “bana su getirir misin” diyen babamı dinleyip mutfağa gittiğimde gördüm. Yıllarca evlilik yıldönümlerinde annem gelinliğini giyip babama “sürpriz” yaptı. En çok da kardeşimle ben heyecanlandık bu herkesin bildiği ama yine de sürpriz kabul ettiği eğlence için. Noel babanın var olduğuna ve yeni yılın ilk günü sabah bana bir hediye getirdiğine inandığım dönemleri hep mutlulukla hatırlıyorum. Hayatımın en kaygısız, en masum ve en gerçek sevinçlerini böyle zamanlarda yaşadım ben. Şimdi Ada için de benzer duygular yaşatmak istiyorum. Noel babaya inanmasını, doğum günü için heyecanlanmasını, yılbaşında bütün aile bir araya gelmemizin değerini bilmesini istiyorum.

Çocukların yaramazlığına gülen anne

Ada 19 aylık
Bir çocuğumuz olmasını istemeye başladığımda, hayalim Köpük’le çocuğumun koridorda koşuşması ve benim de onlara biraz yavaş olmalarını söylememdi. Tamam, garip olabilir ama böyleydi. Artık hayallerime kavuştum. Onların birlikte yaptığı yaramazlıklar beni gerçekten çok mutlu ediyor. Gürültülerinden, evi dağıtmalarından, kirletmelerinden hiç rahatsız olmuyorum. Onlara yarım ağızla “yapmayın” desem de, onlar da biliyor ki aslında ben bu duruma kızmıyorum.   

Dört ayaklı tatile hakkımız var mı?

Ada (1 yaşında) ve Köpük
Var! Kesinlikle var. Ve biz yaptık; dört ayaklı tatil yaptık. Baba ve ben, bir akşamlığına ailemizin 14 ayağını Didi’ye bırakıp bir gece dışarda kaldık. Sanmayın ki uzaklara gittik. Yine İstanbul’daydık ama evde değil otelde kaldık.

Kulağa çok hoş geliyor değil mi? Bizim de kulağımıza öyle gelmişti. Taa ki evden çıkmak üzere Ada’yla vedalaşma anı gelene kadar... 

Ada uyuduğunda

Yoda Ada'nın park yatağında
Ada’nın uyuması bizim evde derin bir sessizlik anlamına geliyor. Çünkü Ada uyanıkken ya koşuyor, ya dans ediyor, ya bağıra bağıra şarkı söylüyor, ya da biribirinden gürültülü oyuncaklarla oynuyor oluyoruz. Bu sırada ne Köpük, ne de kediler yanımıza gelmeyi deniyor. Sadece Moskado, henüz çok genç olduğu için sanırım, oyunumuza katılmayı isteyebiliyor. Tabii hep kaybeden o oluyor. Çünkü ya Ada’nın kendisini sıkıştırmasına, ya da oyun niyetine kovalamasına maruz kalıyor. Ama Ada uyuduğunda...

Çocuğu uyutmak kabusa dönüşmesin

Ada 2,5 aylık
Çocuğu uyutmak üçüncü aydan sonra dünyanın en zor ve en umutla beklenen konusu olabiliyor. Annenin, babanın, evdeki herkesin heyecanla beklediği şeyin çocuğun gözlerini huzurla kapatıp harika bir uykuya dalması olduğunu çocuğu olmayan birinin normal karşılaması mümkün değil.
Aslında biz şanslıydık. Ada uykuyu seven bir çocuk. 

Ama uyku düzeni oluşturmak hayati bir konu.Uykuyu sevmesine rağmen bir türlü dalamayan çocuklar da var. Çocuk nasıl alışırsa, öyle devam ediyor. Dolayısıyla her konuda olduğu gibi, uyku konusunda da sağlam bir ritüel oluşturmak çok önemli.