Bebeğe “merhaba”, evdeki kedi ya da köpeğe “elveda” mı?

Ada (4 aylık) ve Köpük
Bir bebekle köpek aynı evde yaşayabilir mi? Çocuk gelmeden önce kediyi başka bir eve sahiplendirmeli mi? Hamilelikte kedinin tüyü düşüğe sebep olur mu?... Bunlar ve daha binlerce başka soru... Aslında hepsinin cevabı çok basit: Kedi ve köpek sizin çocuğunuzsa, aranıza yeni katılacak kardeşleri için endişe etmenize hiç gerek yok. Eğer hamilelikte ya da doğumdan sonra kediniz ya da köpeğinizi başka bir eve vermeye karar vermişseniz, “çok üzgünüm” konuşmalarına karnımız tok bizim.

Bizim Köpük’ümüz 2004 yılının Kasım ayında katıldı aramıza. O günden Mayıs 2009’a kadar sadece anne, baba ve çocuktan oluşuyordu ailemiz. Bizim, hatta arkadaşlarımızın, anne babalarımızın bile gündemini Köpük pekala doldurabiliyordu. Köpük hastalandı, Köpük yedi, Köpük susadı, Köpük tatile gitti... Derken Ada’yı istediğimize karar verdik ve hamileliğim boyunca Köpük hiçbir şey anlamadı. Sadece son dönemlerde birlikte çıktığımız yürüyüşlerde beni daha az çekiştirmek için biraz daha yavaş yürüyordu.

Hamileliğimin altıncı ayında Kısa Kuyruk’la tanıştık. Ofisimize geldi kendiliğinden ve el değmeyecek denli sıcak kalorifer peteklerine yattı. Hiç kalkmadan, saatlerce... Sonradan anladık ki dişleri kötülemiş, çok iltihap var vücudunda. Tedavi sürecini bizim evimizde geçirdi. Bu süreçte de hepimiz çok alıştık ona. Köpük’le iyi anlaştılar ve bizi gurultularıyla rahatlattı. Derken onun da bizimle yaşamasına karar verdik ailecek.

Malum endişeler var; hamilelikte kedi tüyü çok zararlı! Kesinlikle hurafe. Aşılı kedinin tüyünden hiçbir zarar gelmez. Toksoplazma denilen bir hastalık var; onun da tespiti çok kolay. Kısa Kuyruk’umuza yapılmıştı o test ve hasta olmadığı görülmüştü. Ama tek dokunduğum kedi Kısa Kuyruk değildi tabii. Pek çok kediyle arkadaşlık ettim hamileyken, hatta bolca tırmalandım da... Endişeler sorunları getiriyor, orası kesin. Rahat olunca her şey yolunda gidiyor.

Ada’yı beklerken Köpük ve Kısa Kuyruk’la harika bir hayatımız vardı. Her akşam saatlerce karmında guruldayıp Ada’ya sakinleştirici etki yapan Kısa Kuyruk ve her daim dostum, canım Köpük... Köpük’le güzel yürüyüşler yaptım, bahçede bol bol oynadım. Uykusuz gecelerimde salondaki kanepeyi Kısa Kuyruk ile paylaştım. Doğumdan önce öylesine özel bir ilişkim oluştu ki Köpük ve Kısa Kuyruk’la, ikinci çocuğu doğacak annenin ilk çocuğundan ayrılması gibi baktım “köpeği ne yapacaksınız? kime vereceksiniz?” sorularına.

Veee Ada eve geldiğinde... Herkes çok heyecanlıydı. Köpük şöyle bir kokladı Ada’yı, hızlı bir dil attı ve çekildi gitti. Kısa Kuyruk da yaklaştı, bol bol kokladı ve uzaklaştı. O ilk karşılaşma çok belirleyiciydi tabii. Bizde herşey yolunda gitti neyse ki. Kimse kimseden çekinmedi. Henüz karnımdayken havlama seslerine alışmış olan Ada da uyumsuzluk yaşamadı hiç. Köpük’ün havlaması hiç uyandırmadı mesela Ada’yı uykusundan.

Ama asıl zorluk bundan sonra başladı. Köpük, kucağımda sürekli Ada’nın olmasından ve alıştığı ilgiyi ister istemez azaltmış olmamızdan dolayı depresyona girdi. Lohusalık depresyonundaki ben ise Köpük’ü üzdüğüm için daha da üzüldüm ve bol bol göz yaşı döktüm. Ama bir gün bile pişman olmadım. İyi ki oğlumu hayvanlarla dolu bir evde büyütüyorum. Ada çok şanslı bir çocuk. Biz de tabii.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder