Evdeki canavar: Çocuklar

Ada (6 aylık) ve Köpük
Kedilerin ve köpeklerin yaşadığı bir eve getirilen bebeğin başına türlü felaketler gelmesi bekleniyor. Kıskanan köpeğin ısırmasından, kuyruğuna basılan kedinin tırmalamasından korkuluyor. Bizim evimizde bunların hiçbiri olmadı. Evdeki hayvanlarına sevgi ve şefkatle yaklaşan dostlarımın evinde de olmadı.

Ama bunların aksine, -kimse de bizi uyarmamıştı-, Ada kediler ve Köpük için tam bir canavara dönüştü. Hareket etmeye başladığı anda hepsinin hayatını resmen zindana çevirdi. Kedilerin kuyruklarından tutup çekiştirdi, uyuyan Yoda’nın karnına yumruklar indirdi, Köpük’ün üstüne atladı, kuyruğuna bastı, üstüne arabalarını sürdü... Tüm bunlar olurken de büyük bir olgunlukla karşılandı. Ufak tefek saydıkları hasarları büyütmediler, Ada’ya zarar vermediler. Canlarına “tak” ettiğinde ise Köpük hırlayarak, kediler de hafiften pati atarak Ada’yı uyardılar.

Çocuğunun kediler tarafından tırmalanması pek çok anne-baba için tahammül edilmez bir durum. Kediye kızmalar, kediyi cezaladırmalar, çocuğa kediden uzak durması telkinleri... Hepsi, hepsi yanlış! Biz bu tarz durumları Ada’nın öğrenme süreci olarak geçirdik. Tıpkı salondaki sehpayı kaldırmadığımız, sadece kenarlarını yuvarlatan aparatları taktığımız gibi... Kediler ve köpeğimiz var ve Ada’nın onlarla yaşamayı, onların isteklerine saygı duymayı öğrenmesi gerekiyordu. Bu büyük bir olgunlaşma süreci aynı zamanda. Ada, kardeşsiz bir ailede, dört ayaklı kardeşlerinden hayat dersi alıyor. Başka canlılar olduğunu, onların da hakları olduğunu, ihtiyaçlarını gidermemiz ve onlara sahip çıkmamız gerektiğini daha küçücükken öğreniyor.

Bugün Ada’nın kediler ve Köpük için hala bir tehdit olduğunu söylemem gerek. Ama artık bunu “isteyerek” yapıyor. Kendince kurduğu hınzır bir oyun bu. Bunun sonucunda da Yoda, Ada’nın uyanık olduğu saatlerde pek ortalarda gezinmiyor. Köpük de öyle... Moskado ise bütün enerjisiyle Ada’ya görünmeye, ilgisini çekmeye çalışıyor ve kurallarını kendilerinin koyduğu bir çeşit “kovalamaca” oynuyorlar. Onları izlemek büyük keyif.

Ada yattığında ise babamızın ve benim kucaklarımız hemen doluyor. Tüm dört ayaklı çocuklarımız gün boyu bekledikleri ilgiyi bizden görebilmek için adeta birbirleriyle yarışıyorlar. Eh, onların bu ilgisine biz de karşılık veriyor ve günün yorgunluğunu atmaya başlıyoruz.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder