Didi ve 18 ayaklı ailemiz

Ada bahçede (16 aylık)
“Bakıcının kötüsü olur ama iyisi olmaz” diyenlerdenim. Bakıcının en iyisi annedir, biliyorum ama çalışmak zorunda olunca bakıcının “ehven-i şer”ini aramaya koyuldum. Zor iş tabii... Bir bakışta nasıl biri anlayamıyorsun, başkasının referansına güvenemiyorsun, “insanoğlu çiğ süt emmiştir” diyor, hep ama hep kötü bakıcı hikayelerini düşünüp delirme noktasına geliyorsun. Böylesine zor bir iş yaparken, adayların bir de kedi ve köpekleri sevenini seçerek şansını iyiden iyiye azaltıyorsun.

Biz şanslıyız. Ada’nın bakıcısı Ada 2 aylıkken bizimle çalışmaya başladı ve o gün bugündür birlikteyiz. Ada’yla ilişkileri çok güzel. Kendi aralarında oturttukları bir dil var ama herşeyden önemlisi, Ada’nın ona verdiği isimle, Didi çocukları çok seviyor. Çocuklarla oynarken belki de kendisinin hiç yaşayamadığı çocukluğunu yaşıyor. Tabii bu da Ada ile ilişkilerine çok olumlu yansıyor.

Didi’ye bakışım ilk günden beri böyle değildi tabii. Henüz 3 aylıkken ellerine bıraktığım çocuğumun onun gözlerine bakıp gülümsemesini kıskanmaktan, kendi kültürünce bildiği doğruları eleştirmeye kadar türlü “çarpık duygular” yaşadım. Bugün bunları hatırlayınca kendime gülüyorum ama o dönem kolay olmadı tabii benim için. Belki Didi’ye yansıttıklarım da onun hayatını güçleştirmiştir.

Ama en iyi yaptığım da Ada ile Didi’nin gün içinde yaptıkları ve yapacaklarını programlamayı hiç elden bırakmamak oldu. Ada’nın yiyeceği yemekten oynayacağı oyuncaklara, giyeceği kıyafetlere kadar her şeyi ama her şeyi ben planladım. Bugün hala böyle ve bu beni yoran bir süreç ama insanın içini çok rahatlatıyor. Ada’nın eve geldiği günden bugüne her gün saat kaçta ne yediği, ne zaman kaka yaptığı bile yazılı elimde. Didi de biliyor ve ilk günden beri bu bilgileri deftere işliyor. Hepimiz için zor olan bu süreç Didi’nin benim ilk sınavımdan geçmesini sağladı bir yandan da. Çünkü iyi bakıcının ilk göstergesi, annenin kurallarına uyması ve onun kurallarını eleştirmemesidir. Başına buyruk bir bakıcı, ne kadar iyi olursa olsun işini iyi yapmıyor demektir.

Bizim Didi, benim saplantılı kontrol hastalığımı anlamış olacak ki hiçbir zaman bana itiraz etmedi. Böyle yaparak da benim güvenimi kazanmayı başardı. Benim çalışan bir anne olmamdan kaynaklı hassasiyetimi çözmüş olacak ki her zaman Ada ile ilişkime saygı gösterdi. Eve geldiğim andan itibaren Ada ile aramıza hiç girmedi. Çok görülenin aksine Ada’nın kendisini ne kadar çok sevdiğini göstermeye pek yeltenmedi.

Şimdi biliyorum ki Didi bizim evimizin kurallarını biliyor, Ada’yı tanıyor ve böylece onları birlikte bıraktığımda gözüm arkada kalmıyor.

Özetle Ada’nın çok sevdiği, Ada’yı çok seven, Ada uyuduğunda kediler ve Köpük’le vakit geçiren harika bir bakıcımız var. Sakın denemeyin, onu başkasına kaptırmaya hiç niyetimiz yok.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder