Evde taş gibi yoğurt nasıl yapılır?

Ben yeme-içme bloğu yazmıyorum. Sağlıklı beslenme takıntısı olan, organikçi annelerden de değilim. Ada'yı da (belki ne yazık ki demeliyim) hazır çocuk yoğurtları ile büyüttüm. Ama artık evde yoğurt yapmaya başladım. Bu işi de çok sevdim. Eskiden uzak durmamın sebebi de ev yoğunlarının ekşi ve daha da önemlisi sulu olduğunu düşünmemdi. Şimdi öğrendiğim bu yöntemle harika yoğurtlar yapabiliyorum. Gördüğüm kadarıyla benim gibi düşünerek çekingen davranan pek çok insan var. O halde buyrun tarifi burada. 

Yeni anneye mektup

Bu aralar etrafımda yeni doğanlar, doğmak üzere olanlar epey çoğaldı. Doğal olarak da kendi lohusalık günlerim adeta bir film şeridi gibi geçti gözlerimin önünden. Bugünkü aklımla o günlerde yaptığım yanlışları, gereksiz yere kendimi hırpalayışlarımı hatırladım. Lohusa ve lohusa adayı tüm annelere vicdani bir görev niteliğinde bir mektup yazdım.


Çocukla Kapadokya

Kapadokya rüya gibi bir coğrafya! Nisan ayında bir haftasonu kaçamağı ile uzun zamandır hayal ettiğimiz programı gerçekleştirdik. Sevgili kocam, harika bir organizasyonla bizi Ortahisar'daki Queen's Cave Otel'e götürdü. Bir kayanın içine yapılmış harika bir odada kaldık. Nefis yemekler yedik, çok güzel misafir edildik. Bu seyahate Ada ile gittiğimizden size "Çocukla Kapadokya" tüyoları verebilirim.

Yeni takıntımız: Monopoly Junior


Ada'nın kutu oyunlarıyla arası her zaman iyi oldu. Orchard en sevdiğimiz markadır, bilenler bilir. Puzzle ve diğer tüm masa başı oyunları Ada için hep heyecan verici oldu. Biraz yaşı büyüyüp reklamlı çocuk kanallarını izlemeye başladığı anda da Ada bir reklamda Monopoly Junior'u keşfetti. Tutturdu da tutturdu ve sonunda babasına aldırmayı başardı. Ve ne mi oldu? Her akşam, istisnasız her akşam en az 3 tur olmak üzere ailece Monopoly Junior oynuyoruz. Yaklaşık 1,5 aydır, hiç aralıksız, her "ahval ve şeraitte" oynadığımıza göre bu artık bir aile geleneğimiz diyebilirim.

Çocuklarımızın yarısı fiziksel istismara uğruyor!

Çok tatsız, korkunç bir konu. Tüm ebeveynlerin kabusu olacak türden. Ve nice hayatları mahfedebilecek güçte... Yazık... Türkiye'de her 3 kız çocuktan biri ve her 5 erkek çocuktan biri cinsel istismara uğruyormuş. Bu cümle bile tüyleri ürpertmeye yeter. Çocuğumu nasıl koruyacağım? Bir yandan da onun psikolojisini, güven duygusunu bozmamaya dikkat etmeliyim. Peki nasıl? 
Çocuk istismarı sadece Türkiye'nin konusu değil. Bütün dünyada çocukların %15-20'sinin cinsel istismara uğradığı söyleniyor. Başka bir deyişle, dünya çocuklarının %15-20'si, büyüklerden sevgi yerine eziyet görüyor, bu eziyet kaynaklı olarak da psikolojik ve fiziksel sorunlar yaşıyor. Endişelerimiz yersiz değil. Çocuklarımızı korumak adına pek çok şey yapabiliriz. Öncelikle de onları bilgilendirmekle işe başlayabiliriz. 

Zeka oyunlarıyla barışmak

Smart Brunch'ta simetri oyunu
Aslında konu daha çok zekayla barışmak oldu benim için. Zeki insanların asosyal, biz "normal"lerden kopuk ve "erişemediğimiz mundar ciğer" olduklarını düşünmekten olsa gerek, zeka oyunları da "hiç bana göre değil"di. Taa ki Ferhat Çalapkulu ile tanışana dek. Ferhat Çalapkulu, Türk Beyin Takımı Kaptanı. Türkiye'nin, hatta dünyanın en zeki insanlarından biri. Ve benim bütün kalıplarımı yıkacak denli sempatik ve sosyal :-) Şimdi Türk Beyin Takımı olarak pek çok güzel işe imza atıyorlar. Milli Eğitim Bakanlığı'nın müfredatına giren zeka oyunları dersinin içeriğini hazırlamaktan ilgili öğretmenleri eğitmeye pek çok önemli projeyle zeka oyunlarını hayatımıza kattılar. Şimdi ise yepyeni bir işe soyundular. Türk Beyin Takımı'nın zeka oyunları eğitimini Türkiye çapında yaygınlaştırmak üzere temsilcilik sistemi kurdular.

Terk edilmek tüm canlılara aynı acıyı verir!


  video
LÜTFEN! 
Bakamayacaksanız sakın sahiplenmeyin. 
Sırf çocuğunuz çok istiyor diye, arkadaşlarınızda var ve siz de bu keyfi yaşamak istiyorsunuz diye bu işe kalkışmayın. 
Evinize alacağınız bir dört ayaklı can, yeni bir çocuk demektir. Ve hiç büyümeyecek... 
Evet size tarifsiz bir keyif ve ancak on yıllarca yaşamakla elde edeceğiniz bir hayat tecrübesi verecek; ama hasta olacak, yaşlanacak, sizden hep ilgi isteyecek ve büyük bir sorumluluk yükleyecek.
Bunları gerektiği şekilde yerine getirmekle ilgili küçücük bir endişeniz bile varsa kalkışmayın. 
Dört ayaklınızın ailenizin bir parçası, hastalıkta ve sağlıkta, varlıkta ve yoklukta, sizin şartlarınız ne olursa olsun hep sizinle olacağına karar vermedikçe, bir canın sorumluluğunu almaya kalkışmayın. 
Çünkü terk edilmek tüm canlılara aynı acıyı verir!



Arkeolog Ada

Harika bir oyun var: Kaz Keşfet. Henüz keşfetmediyseniz hemen gidip bir tane alın bence. Ada bayılıyor. Bir bloğu yavaş yavaş, özenle, sabırla kazıyor. İçinden çıkan kemikleri (plastik) ise bir puzzle gibi babasıyla birlikte birleştiriyor. Oluyor bize harika bir dinozor. Çeşitleri de olduğundan her seferinde farklı bir tür dinozoru ortaya çıkarmak çocukları motive de ediyor. Kabul etmek lazım biraz etrafı kirletiyor ama zevkle geçirilen en az yarım saat olunca, en titiz anne için bile sorun olmaz sanıyorum. 

Itsy bitsy spider

Bütün çocuklar bayılıyor bu şarkıya. Baby TV'den bu yana pek çok yerde animasyonlarını da izledik ve hep çok sevdik. Şimdi büyük bir hizmet olarak :-), şarkının sözlerini ve farklı tarzlarda yapılmış versiyonlarını paylaşıyoruz.

"The itsy-bitsy spider
Climbed up the water spot,
Down came the rain 
And washed the spider out
Out came the sun
And dried up all the rain 
And itsy-bitsy spider
Climbed up the spout again"

Çocuğumun boyu ne kadar uzun olacak?

Çocuğumun boyu ne kadar olacak acaba? Bu soru pek çok ebeveynin sorularından biri olmuştur. Ailedeki uzun boylular anılıp "acaba ona mı benzeyecek" ya da kısa boylular işaret edilip "belki de ona benzer" diye düşünülür, konuşulur. İşte size bir hesaplama yöntemi... Buradan çocuğunuzun 18 yaşına geldiğinde aşağı yukarı ne kadar boyda olacağını görebilirsiniz. Bunun çok önemi var mı? Bence yok ama merak edip deneyen ebeveyn sayısının yüksek olacağına eminim. 

Kırlangıç yuvası

Kırlangıçların fotoğrafını çekmemiştim. 
Bu, başka bir vesileyle fotoğrafladığım 
bir martı dostumuz.
Bir sabah Ada ile okula giderken evin otoparkında kuş sesleri duyduk. O kadar güçlü yankılanıyordu ki Ada ile durup uzun uzun dinledik. Kuşlar otoparkta olmalıydılar. Biz kapısını açınca da iki kırlangıcın uçarak dışarı çıktığını gördük. Ada'yla durup arkalarından baktık. Sonra fark ettik ki minicik bir yuva yapmışlar bizim otoparka. Bir borunun üstüne, bir kuytu köşeye... İki kırlangıç gidip gelmeye başladılar her gün. Otoparkta hep onların cıvıltıları... Her dışarı çıktığımızda baktık yaptıkları yuvaya, Ada'ya gösterdik. Kuşların ana göç yollarından birinin üstüne kurulan sitelerden biri olduğundan -utancımız ve verdiğimiz zararın bilinci baki- sitemizin bu minik misafirlerine çok sevinmiştik.  
Ancak bir akşamüzeri eve dönüşte yuvanın yerinde olmadığını fark ettiğimde başımdan kaynar sular döküldü.

Çocukla çocuk olmak...

Çocukla çocuk olmak, aslında iyi bir şey olabilecekken kötü bir anlam içerir. Yani aslında çocukla çocuk olup birlikte yerlerde yuvarlanabilirsiniz, çocukça eğlenceler yaratabilirsiniz ya da çocukla siz de çocuk gibi davranarak kim bilir ne güzel kahkahalar atabilirsiniz. Ama "çocukla çocuk olmak" bizde biraz olumsuz anlam taşır. Olgunluğuna yakışmayan bir davranış yapan kişiye "çocukla çocuk olma" diye sitem edilir. İşte bu olumsuz anlamda kullandım ben de bu yazının başlığını. Çünkü ben de "çocukla çocuk oldum" ve çok mutsuzum. 
Ada bir süredir ciddi bir kıyafet takıntısı edindi. Önce kısa kollu giymek için başladı tutturmalar. Sonra gömleğe taktı, gömlekten başka bir şey giymesini teklif ettiğimde koskocaman reddetti. Her geçen gün ise bu konudaki ısrarı artıyor ve gözümün önünde egosu büyüyor. Şimdiye kadar onun kıyafetleri konusunda çok az ısrarcı oldum, bu davranışını pekiştirmekten çekinip çok fazla tartışmaya girmedim. Genellikle onun da isteyeceği şeyleri baştan seçerek onu mutlu ettim. Ama bu sabah işler çığrından çıktı.

İLK HAYAT'IM

(Advertorial içeriğidir.)
Bebeğinizle geçirdiğiniz her an çok önemlidir; özellikle de "ilk anları" hayat boyu unutulmaz. İlk bakışı, ilk adımları, ilk kelimesi bir ömre bedeldir. Peki, bebeğinizin ilk’lerinden oluşan bir video yapmak ister misiniz? Hayat Su, Bebeğimle Hayat Facebook sayfasında bu özel anları unutulmaz kılmak ve sevdiklerinizle paylaşabilmeniz için İlk Hayatım video uygulaması hazırlamış.


Çocuğa para kavramını öğretmek

Biriken paralar...
Paranın önemsiz olduğu bir hayat yaşamıyoruz biz. Neredeyse sağlığın bile parayla satın alındığı bir dünyanın insanlarıyız. Böyle bir dünyada çocuğa para kavramını öğretmek de zorlu gerçekten. Hem satın almadığımız/alamadığımız şeyler için üzülmesin, ezilmesin diyoruz; hem de sınırları bilsin, sahip olduklarına değer versin istiyoruz. İşte bu hedefle Ada'ya para biriktirmeyi öğretmeye karar verdik. Bir arkadaşının hediyesi olarak minik bir kumbara geldi evimize geçenlerde. Biz de Ada'ya sadece anne ve babadan almak şartıyla bozuk paraları biriktirebileceğini anlattık. Hedef bu kumbarada biriken paralarla canı ne isterse alabilmesiydi tabii. Ada'nın araba tutkusunu herkes biliyor. Sürekli araba talep ediyor. Biz de ona artık yeni bir araba alamayacağımızı, zaten çok fazla arabası olduğunu söyleyip duruyoruz. Kumbarada biriken paralarla ne isterse alabileceğini söylediğimizde de elbette "araba alacağım" dedi Ada. 

Bir kayıpla yüzleşmek

Ada, 2011 yazında büyük anneannesiyle...
Ölüm nedir iyi bilirim. Birini kaybetmekten daha acısı onu özlemektir ve bu özlemin hiç giderilemeyeceğini bilmek ne zordur. Ben gerçek bir kayıpla 20'li yaşlarımda karşılaştım. Kalp ağrısını, burun sızlamasını o zaman tattım. O kadar acıdı ki içim, artık kolay kolay acıtamaz oldu diğer küçük kayıplar. Bu öyle zorlu bir süreç ki, dilerim Ada böylesine büyük bir acıyı daha olgun zamanlarında yaşar. Tabii dilemek yetmez, dünyanın düzenini öğrenebilmesi ve doğallıkla kabullenebilmesi için Ada'yı "ölüm" konusunda "pişirmek" gerektiğini de düşünüyorum. Üstelik geçtiğimiz hafta anneannemi kaybettik. Hatta Ada ile onu görmeye giderken yolda geldi haber. Kendisini göremedik ancak cenaze törenine yetişebildik. O sırada Ada ile nasıl konuşmam gerektiğini düşünürken fark ettim ki, aynı Yoda öldüğü zaman olduğu gibi, Ada bir üzüntü olduğunu fark etti ama hiç bu konuya dair soru sormadı. Onun evinde olduğumuz halde, "Büyük anneanne nerede" bile demedi. Olayla yüzleşmek istemediğini tahmin ediyorum ve ilk fırsatta detaylı olarak pedagoğumuza danışacağım. Ama bu arada çocuklara ölüm konusunu nasıl anlatmak gerektiği üzerine okuduklarımdan öğrendiklerimi sizinle paylaşabilirim.